ne varsa eskilerde var, dedeler hesabı mevsimler…

Vakit cemre zamanı, madem öyle cemre ve kökenine dair üç beş satır yazıp, mevsimlere eskilerin hesabından bakalım.

Cemre, bilindiği üzere ilkbahar başlangıcında yedişer gün arayla önce havada sonra su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık artışına verilen ad. Arapça olan sözcük kor durumunda ateş anlamına geliyormuş. Orta Asya’da ise İmre adı verilen bir cinden bahsediliyor.


Cin bahar başlangıcında titrek ışıklar saçarak ortaya  çıkarmış. Titrek ışıklar saçarak göğe yükselir, oradan  buzların üstüne düşer, buzları eritir, en son olarak da yere girip, topraktan buharların yükselmesine sebep olurmuş.

İşin güzeli aynı kavram Bulgarlarda zemire Azerbaycan’da cemle ismini alıyor. Yılların deneyimleriyle oluşan kadim bilginin insanlığın ortak mirası olması ve paylaşılması da ayrı bir tat veriyor.

Gel gelelim bu bilgilerle oluşan takvimde yer alan sayılı soğuk ve fırtınalara. Eskiler hesap etmişler saymışlar günleri, cemrenin düşüşünden bilmişler baharın çetin mi sıcak mı geleceğini. Ona göre ekip, ona göre biçmişler. Mayısın ortasında bu soğuklarda nereden çıktı diye şaşırmamak için bilip hesap etmeli evvelden ve eskilere kulak vermeli… Continue reading “ne varsa eskilerde var, dedeler hesabı mevsimler…”

Reklamlar

bir başka masal, birimiz hepimiz, hepimiz biriz zaten!

iki çift laf edemez, bir şey üzerine tartışamaz olduk!
televizyondaki tartışmalar tat vermiyor çünkü her şey tekrar ediyor kendini. kafa açan, yeni olan, şaşırtıcı, heyecan veren, farklı olan bir şey dinlemek, görmek mümkün değil.
hacı yatmaz gibi bir o yana bir bu yana yatıyoruz.

memleket sevmek üç cümleyle,
özgürlükçülük üç cümleyle,
din üç cümleyle,
aşık olmak üç cümleyle.

dördüncüsü yok kimsede
cümle dediysek de öyle tek kelimeyle bir dünyayı anlatır cümleler değil, özne, tümleç yüklem!devrik cümlelerin tadı bile yok.
neden dersen yok zaten!
öyle görmüş, öyle bilmiş, biri demiş, beriki buyurmuş, ezelden öyleymiş…

üzerine düşünülmemiş,düşünülmeden özümsenmiş bir dünya yargı, yada üç beş yargı ile var olmuş bir dünya! Continue reading “bir başka masal, birimiz hepimiz, hepimiz biriz zaten!”

modernim, modernsin, modern…hepsi yalan!

Her doğan gün; yüreğimizin, zihnimizin alabileceği ve kaldırabileceğinden çok daha kötü, korkunç kabuledilemez bilgiyle karşılaşıyoruz. Onlarca kişinin ölümüne uyanabiliyoruz mesela, 12, 13 yaşındaki bir çocuğun onlarca insana satılmasıyla ya da. Açlık, giderek derinleşen yoksulluk, cinnet manzaraları, aşınan yaşamlar, itirazı olan herkese dönük organize bir şiddet politikası, gözaltılar, işkenceler vs vs….

Ölüm fermanlarının çıktığı, engizisyon mahkemelerinin olduğu, cadı avına çıkılan, giyotinin aristokratlar için acısız bir ölüm aracı olduğu, işkencenin ıztırabın kol gezdiği, insanların yakıldığı bir orta çağın sona erişini haber verdi aydınlanma ve toplumsal mücadeleler.

Modernliğin ve modernitenin kapısı aydınlanmanın hukuk üstünlüğü, güçler ayrılığı gibi kavramlarıyla aralandı. 20. yüzyılda kurulan uluslararası kurumlar ise bir adım ileri giderek barış ve insan hakları çağrısı yapıyordu, yeni dünya savaşları istenmiyordu.  Continue reading “modernim, modernsin, modern…hepsi yalan!”

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: