Türkiye’de İNSAN HAKLARI MÜCADELESİ VE GÖNÜLLÜLÜK*

Geçtiğimiz yüzyıl dünyada insan hakkı ihlallerinin görünüm değiştirdiği ama yoğunluk yitirmeden devam ettiği bir yüzyıl olarak tarihteki yerini aldı. Bu miras 21. yüzyıla devredildi. Savaş suçları, yoksulluk, çocuk istismarı, ayrımcılık, ırkçılık, insan ticareti ve zorunlu göçler geçen yüzyılın birçok sorunlu alanından sadece birkaç tanesi.

Dünya üzerinde yaşayan insanların maruz kaldıkları ihlaller insan hakları gönüllüleri/aktivistleri için mücadele edilmesi, değiştirilmesi, dönüştürülmesi, iyileştirilmesi gereken birçok başlık ve konu yaratmaya devam ediyor. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de insan hakları gönüllü ve aktivistleri insan onuruna yakışır bir hayat, daha iyi bir toplum, demokratik bir düzen idealiyle çalışıyor ve mücadele ediyorlar. Continue reading “Türkiye’de İNSAN HAKLARI MÜCADELESİ VE GÖNÜLLÜLÜK*”

Reklamlar

Anonimliğin Telifi veya Farkların Aynılığı

Ancak etkileşimle var olabilen canlılarız. Etkileşim, çağrışım ve yansıma aslında özgün olan benin var oluşunun en önemli parçaları. Elbette her insan farklılığını kendi oluşturuyor, herkes aynı çağrışımlarda bulunmuyor. Ancak yine de her insanın yaratımının altında oldukça kolektif süreçler yatıyor. Yahut özgün veya farklı olduğunu düşündüğümüz süreçler benzeri sonuçlar doğuruyor.

Bu kolektiflik ve benzerlik tüm insanları birbirine bağlayan bir miras. Bundandır ki insanları, kültürleri, sınırlara ayırmak ve ayrı vatandaşlıklara bölmek öyle nafile ve anlamsız bir uğraştır. Her ne kadar kendimizi bu sınırlarla tanımlamaya alıştıysak da nafile.  Yıllar önce İlhan Başgöz’ün çömçe gelin yazısını okuduğumda en çok düşündüğüm bu sınırsız benzerlikti. Yazı Anadolu’da çömçe gelin adıyla anılan yağmur duasının izini sürmekteydi. Hindistan’dan Baltık ülkelerine kadar yağmur duasının aslında aynı motifleri içerdiğini keşfetmişti İlhan hoca. Continue reading “Anonimliğin Telifi veya Farkların Aynılığı”

Darb-ı mesel değil Darbe!

kenan evrTarihi darbelerden geçilmeyen bir ülkedir Türkiye.  Darbe, ihtilal, askeri müdahale, sıkıyönetim, olağanüstü haller gibi birçok dönemde demokrasi askıya alınır, yerine birlik beraberlik(!), ulusal çıkarlar ve daha nice büyük mevzuların selameti için  bol gelen gömlekler daraltılır. Yeni gömlekler biçilir eski kanlı kumaşlardan. Kayıpsız, ölümsüz, işkencesiz dönem yoktur neredeyse…

Böyle olmasına rağmen darbe kelimesi zihinlerde çok farklı imajlarla yer bulur. Karışıklık dönemlerde, kötü yönetim söz konusu olduğunda umudunu askere bağlayan de vardır, darbenin kendi partisine- demokrasiye dönük olduğunu düşünen de! Hem çaredir hem suçtur, suçlamadır zihinlerde. Hal böyle olunca darbe gündelik dilin belki her yönüne çekilebilen kavramlarından biri olup çıkar! Continue reading “Darb-ı mesel değil Darbe!”

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: