Monthly Archives: Mart 2015

Türkiye’de yok olan çocukluk*

Neil Postman “Çocukluğun Yok Oluşu” isimli kitabında Rönesans döneminin bir icadı olarak tanımladığı çocukluğun, moda ve medya sektöründeki imajlarla tekrar nasıl yok olduğunu anlatır. Kitabı yazdığı 1982 yılı ise Türkiye için halen çocuk kategorisinin kısmen belli alanlarda güçlü olduğu bir dönemdir.
Günümüzde ise Koton reklamlarındaki “tarzı olan çocuklar”dan “taş atan çocuklar”a kadar çocukluk bir kategori olmaktan çıkmış durumda. Yani gelişiminin özgün bir döneminde olması bakımından farklı ihtiyaç ve özelliklere sahip bireyler olmanın çok ötesindeler. Mevcut politika ve düzenlemeler, ekonomik düzlem ve geleneksel öğelerden oluştan toplumsal yapı Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklar için çocuk olmayı olanaksız kılıyor. Yetişkinlerin yaşaması gereken neşe, ızdırap ve çile çocuklara da düşüyor. Sağlıklı gelişimi güvence altına alınması gereken, temel eğitim ve sağlık başta olmak üzere hizmetlere ulaşması devlet tarafından sağlanması gereken çocuklar birçok tehdit ve tehlike altında yaşıyorlar Türkiye’de.
Tarlabaşı Toplum Merkezi’ndeki çocukların bir çalışması 

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under çocuk, devletlüler

İdam edilesi sapıklar, güvenilir beyefendiler! Hanım Hanımcık kızlar, iffetsiz kadınlar!*

Zannediyorum ilk kez bir tecavüz vakası Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Ülkenin neredeyse tamamı bir kadının tecavüze uğradığına inanıyor, kızıyor, tepki gösteriyor. Şaşkınlıkla böyle diyorum zira 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç. de Picca da yapamamıştı bunu. Her vakanın aması vardı. Her mağdurun bir hak etmişliği… Ondandır ki yıllardır birçok kadın arkadaşlarını, ailelerini ve hâkimleri taciz edildiklerine, tecavüze uğradıklarına inandırmaya çalışıyorlar. Sonuç, inanmaz bakışlar, suçlayıcı ifadeler, imalı sözler, iyi hal indirimleri, rızası var kararları, kemik yaşı büyütmeler.
İlk kez bir tecavüze inanıyor bu ülke, ve ne acı ki bu inanç için genç bir kadının yanarak ölmesi gerekti. Ancak o zaman ortada bir tecavüz olduğuna, kadının masum olduğuna inanabildik. Belki de “lekelenmiş” olan ortadan kalktığı için (tüm o “namus” cinayetlerinde olduğu gibi) daha rahat kızabiliyorlar suçlu olana.
Ardından idam talepleri, hadım edilsin önerileri yükseliyor. Herkes bu caniliğin arkasında bir yabancılık, aykırılık, farklılık bulmak derdinde. Bu yüzden bir hasta ve sapık bulmaya çalışıyorlar. Suçlu bizden ne kadar farklıysa o kadar rahat vicdanlarımız. Bu yüzden de çoğunluğun o ayrıksı olanla ilgili buldukları çözüm idam!

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under kadın