Kutsal Aile Dediğiniz*

Yüzleşilmesi gerekenler bitmez bu dünyada, özellikle bu ülkede! Gün geçmiyor ki bir cinsel istismar vakasının mahkeme sürecinden dehşet verici bilgiler çıkmasın. Cezasızlık ve tahrik indirimlerden kolu kanadı kırık adalete kalmayan inancımızdan bahsetmeyeceğim, malumun ilanı zaten.
Derdim bu sefer başka. Çok çeşitli düzeylerde, çeşitli yaş gruplarındaki tecavüz ve istismar vakalarında tehdit unsurlarını fark etmişinizdir. Bunların belki de hepsini kesen bir tanesi üzerine birlikte düşünelim istiyorum.  “Ailesine söylemekle tehdit etmek”. Bu söz öbeğini günlük hayatımızın vazgeçilmez parçası google’a yazarak bir bakmanızı öneririm. Çıkan sayfalarca sonuç sizin için de ürpertici olacak. Kimi yıllarca süren istismar vakaları, kimi kolektif bir şekilde bütün bir kentin suç örgütüne dönüştüğü istismar vakaları. Kimi çocuk, kimi genç kadın, kimi yetişkin. Hepsinin susturulma biçimleri aynı, maruz kaldıkları şiddet tarifsiz. İşte tam burada sormamız gereken bir soru var: Nasıl bir aile ki söz konusu olan; şiddete, tecavüze, istismara katlanmayı ailelerinden destek almaya yeğlemiş olsun bu insanlar? Düşünün istiyorum 12- 13 yaşlarında çocukların boyun eğdikleri, yaşadıkları saldırı karşısındaki sessizliklerini ve yalnızlıklarını. Destek isteyememenin, ses çıkaramamanın o korkunç ağırlığını, köşeye sıkışmışlık hissini.

Continue reading “Kutsal Aile Dediğiniz*”

Reklamlar

Masal Atölyesi

Bir atölyem olsa, olsa olsa masaldan olurdu. Ne eski zaman hikayesi ne modern zaman romanı. Ne trajedi ne dram. Siz bakmayın evvel zaman içinde diye başladığına, masal her devirde var olmanın, düş kurmanın aracı.  Masal gerçeği alaşağı etmenin mekanı. Ondan zamansız ve mekansız, istediğiniz zaman içine gireceğiniz, istediğiniz mekanda var edeceğiniz.

Bunlar da benim küçük yuvamı atölye eyleyip kendime yarattığım masal mekanında masalıma kattıklarım.

Masalınız ve düşleriniz bol olsun.. Continue reading “Masal Atölyesi”

11256541_10153008389633075_1957395193_nDert anlatmanın bin bir türlü yolu var, bir de derdimi iple,  şişle, renklerle, örgüyle anlatayım dedim, bunlar çıktı ortaya… Kimi şaşkın kimi heyecanlı, kimi bilmiş, kimi düşünceli… Sanki örerken birilerine kızdığım, bir şeye heyecanlandığım belliymiş gibi. Az biraz nefes almak için ipe örgüye sarılınca bir yandan rahatlamış buldum kendimi, bir yandan da yüz yıllardır bu toprakta ilmek ilmek halı dokuyan, çeyiz hazırlayan, çocuğuna bayramlık yetiştiren, perdesini, bohçasını işleyen kadınları düşündüm. Her bir ilmekte, her bir renkte susulan, boyun eğilen, içe atılan kaç dert vardı – var kim bilir. Her şeyi yoktan var etmek dışında yolu olmayan, tüm dünyası evi olan ama o ev içine başka başka dünyalar sığdıran kadınların dertleri ve düşleri…. Continue reading “Baykuşlar, el işleri ve düşündürdükleri”

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: