Monthly Archives: Mayıs 2015

Kutsal Aile Dediğiniz*

Yüzleşilmesi gerekenler bitmez bu dünyada, özellikle bu ülkede! Gün geçmiyor ki bir cinsel istismar vakasının mahkeme sürecinden dehşet verici bilgiler çıkmasın. Cezasızlık ve tahrik indirimlerden kolu kanadı kırık adalete kalmayan inancımızdan bahsetmeyeceğim, malumun ilanı zaten.
Derdim bu sefer başka. Çok çeşitli düzeylerde, çeşitli yaş gruplarındaki tecavüz ve istismar vakalarında tehdit unsurlarını fark etmişinizdir. Bunların belki de hepsini kesen bir tanesi üzerine birlikte düşünelim istiyorum.  “Ailesine söylemekle tehdit etmek”. Bu söz öbeğini günlük hayatımızın vazgeçilmez parçası google’a yazarak bir bakmanızı öneririm. Çıkan sayfalarca sonuç sizin için de ürpertici olacak. Kimi yıllarca süren istismar vakaları, kimi kolektif bir şekilde bütün bir kentin suç örgütüne dönüştüğü istismar vakaları. Kimi çocuk, kimi genç kadın, kimi yetişkin. Hepsinin susturulma biçimleri aynı, maruz kaldıkları şiddet tarifsiz. İşte tam burada sormamız gereken bir soru var: Nasıl bir aile ki söz konusu olan; şiddete, tecavüze, istismara katlanmayı ailelerinden destek almaya yeğlemiş olsun bu insanlar? Düşünün istiyorum 12- 13 yaşlarında çocukların boyun eğdikleri, yaşadıkları saldırı karşısındaki sessizliklerini ve yalnızlıklarını. Destek isteyememenin, ses çıkaramamanın o korkunç ağırlığını, köşeye sıkışmışlık hissini.
Hatırlayın, küçükken korkunca annemizin babamızın bacağına yapışıverirdik içgüdüsel olarak. Çünkü dışarıdaki tehlikeye karşı küçük çocukların yegane limanıdır anne babaları. Çocukların korktuklarında verdikleri diğer tepkileri düşünün. Ve sonrasında veremedikleri tepkileri. Yetişkin olmak adına feda etmelerini istediklerinizi.
Ve düşünelim çocuklar büyüdüğünde -ki çoğu çocuğun büyümesine izin bile verilmez bu ülkede- onları ailelerinden destek isteyemez, ailelerine sığınamaz kılan nedir, ne olabilir?  Tüm bu suçluların aynı tehdidi kullanmaya iten bildikleri bir şey olmalı. Bu ne olabilir?
Kötü kızların – çocukların başına kötü şeyler gelir diye korkutulmuş çocukluğumuzu,
Başımıza kötü bir şey geldiğinde kendimizi suçlu hissederek saklamamızı,
Hak edilmiş kötülüklerin sebeplerini, o saatte ne yapıyormuş, oraya neden gitmiş, evde dursaymış, annesini dinleseymişleri…
Çocuklara kulak vermek yerine onların yalan söylediğine inanma eğilimli ebeveynleri,
Zorla amca teyze öptürüp, beden dokunulmazlıklarını inşa etmelerine izin verilmeyen çocukları, kendilerini kötü hissetseler de oturtuldukları kucakları,
Bunların hepsini ve daha fazlasını biliyor olmalılar.
Bizim de doğru cevabı bulmamız ve çocukları, gençleri, kadınları şiddete karşı yalnız ve desteksiz bırakan ailenin ve değerlerin yerine yenilerini inşa etmemiz gerekiyor.
Evet cezasızlık aldı başını gitti, hakimler dehşet kararlar veriyorlar. Ancak, eğer küçücük bir beden ailesine sığınmak yerine bu acılara ve travmalara katlanıyorsa bizim başkaca bir sorumluluğumuz var demektir.
Yazı: 20 Mayıs Tarihinde Kaos Gl’de yayınlanmıştır

Yorum bırakın

Filed under çocuk, kadın

Masal Atölyesi

Bir atölyem olsa, olsa olsa masaldan olurdu. Ne eski zaman hikayesi ne modern zaman romanı. Ne trajedi ne dram. Siz bakmayın evvel zaman içinde diye başladığına, masal her devirde var olmanın, düş kurmanın aracı.  Masal gerçeği alaşağı etmenin mekanı. Ondan zamansız ve mekansız, istediğiniz zaman içine gireceğiniz, istediğiniz mekanda var edeceğiniz.

Bunlar da benim küçük yuvamı atölye eyleyip kendime yarattığım masal mekanında masalıma kattıklarım.

Masalınız ve düşleriniz bol olsun..

.11267303_10153018162423075_1136930010_n11289881_10153018217993075_2062355352_n

11251615_10153016191048075_628844377_n11256282_10153016189273075_1871297266_o11221848_10153013219783075_8019824629363306599_n

11180092_10152980748133075_955164354_n

11180157_10152995983528075_1817500594_n 11180199_10152975659443075_2118483187_n 
11258589_10153012316338075_246771982_n
11256541_10153008389633075_1957395193_n11255132_10153012310733075_1469691268_n (1)

Yorum bırakın

Filed under Zanaat

Baykuşlar, el işleri ve düşündürdükleri

11256541_10153008389633075_1957395193_nDert anlatmanın bin bir türlü yolu var, bir de derdimi iple,  şişle, renklerle, örgüyle anlatayım dedim, bunlar çıktı ortaya… Kimi şaşkın kimi heyecanlı, kimi bilmiş, kimi düşünceli… Sanki örerken birilerine kızdığım, bir şeye heyecanlandığım belliymiş gibi. Az biraz nefes almak için ipe örgüye sarılınca bir yandan rahatlamış buldum kendimi, bir yandan da yüz yıllardır bu toprakta ilmek ilmek halı dokuyan, çeyiz hazırlayan, çocuğuna bayramlık yetiştiren, perdesini, bohçasını işleyen kadınları düşündüm. Her bir ilmekte, her bir renkte susulan, boyun eğilen, içe atılan kaç dert vardı – var kim bilir. Her şeyi yoktan var etmek dışında yolu olmayan, tüm dünyası evi olan ama o ev içine başka başka dünyalar sığdıran kadınların dertleri ve düşleri….

11180157_10152995983528075_1817500594_n Benim çocukluğum bir ayakkabı almanın, bir elbise almanın bayramdan bayrama mümkün olduğu bir dönemde geçti. Annem bayram sabahı biz giyebilelim diye arife gece yarılarına kadar kazağından eteğine bir şeyler örerdi. Herkesin kıyafeti çok güzel olurdu da bir tek kendininkini tam denk düşüremezdi. Mağazadan giyinmenin lüks olduğu zamanlarda herkesin gözünün düştüğü kadar güzel şeyleri örer çocuklarına giydirirdi. Biyolojik olarak anne olduğundan, kutsallığından değil, çocuğu ve evi içinde böylesine emek emek bir huzur alanı yarattığı için saygıyla eğiliyorum karşısında. Ve annem nazarında bu coğrafyada ve tüm dünyada yoktan var etmeyi öğrenmiş tüm kadınlar karşısında saygıyla eğiliyorum. Düşünmeye, örmeye ve paylaşmaya devam… 11180092_10152980748133075_955164354_n

Yorum bırakın

Mayıs 11, 2015 · 1:49 pm