Monthly Archives: Ocak 2017

Nergis Masalı

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde çok eski zamanlarda karlar ve buzlar içinde çok çok soğuk bir ülke varmış.  Bu ülke öylesine soğukmuş ki insanların gülüşleri ve tebessümleri bile zamanla yok olmuş. Herkes alabildiğine ciddi ve kızgın bir yüz ifadesiyle yaşarmış bu ülkede. Yaşamının ilk yıllarında her şeye gülen insan yavruları da büyüdükçe gülmeyi unuturmuş. Her çocuk ciddi bir yetişkin olma hayaliyle büyür, büyüdükçe gülüşlerini bırakırmış.

Ancak gözden kaçmış kenar bir mahallede gülmeyi, gülümsemeyi unutmamış 12-13 yaşlarında bir çocuk yaşarmış. Bu çocuğun adı Momuk’muş. Momuk kendini bildi bileli yalnız yaşadığından ona ciddi olmayı öğreten de olmamış. Momuk doğanın içinde düşe kalka, kuşlarıyla, ağaçlarıyla sohbet ederek büyümüş. Momuk kuşun, bitkinin dilinden anlar, uzun soğuk gecelerde üşümesinler diye onları evine alır yemeğini onlarla paylaşırmış. Öyle pek bitkinin canlının yaşamadığı bu ülkede Momuk’un bir sürü hayvan dostu bir kaç da ağaç yoldaşı varmış.

12564-zimekli-kardelen-1288-950pxGünlerden bir gün Momuk sabah uyanıp dostlarıyla sohbet için bahçeye çıktığında çok sevdiği kayın ağacının altında henüz filizlenmekte olan bir kaç bitki görmüş. Heyecandan ne yapacağını şaşıran Momuk hemen gidip küçük filizlere selam vermiş. Filizler pek ses etmemiş ama sakin sakin dinlemişler Momuk’u. Momuk ardı ardına bir sürü soru sormuş bu yeni misafirlere. Nereden geldiniz? Ne zamandır buradasınız? Adınız ne? Meyve misiniz, sebze mi? Filizler yine ses etmemiş. Momuk soruları yanıtsız kalsa da ne yapacağını bilememiş sevinçten. Her gün sabah erkenden yeni filizlerin yanına gidiyor ne yapsam da sizi rahat ettirsem diyormuş. Filizler sessiz bir şekilde büyümeye devam ediyormuş.

Günler sonra filizler ardı ardına tomurcuklanmış. İlk kez bir çiçeğin tomurcuğunu gören Momuk’un içi içine sığmaz olmuş. Momuk’u zaten ciddiyetsiz bulan komşuları bu halini hepten anlamamışlar. Derken bir sabah Momuk hiç tanımadığı harika bir kokuyla uyanmış. İç ferahlatan hatta sarhoş edici bu güzel kokunun kaynağını anlamaya çalışırken bahçedeki filizlerin çiçek açtığını görmüş. Koşup yanlarına gittiğinde filizlerin onca zaman neden sustuğunu anlamış. Momuk hiç görmediği bu güzellik karşısında bir süre susup kalmış. Gördüğü ve duyduğu şeyin güzelliğini sessizce dinlemiş.

nergis-satan-yandi-2035Bu tazecik sonradan adının nergis olduğunu öğreneceğimiz çiçeklerin kokusu o kadar güçlüymüş ki tüm mahalleye yayılmış. Çiçeklerin açtığı günün akşamında bir tebessüm oluşmuş bazı evlerde. Ertesi sabah mutlu uyananlar olmuş. Bir kaç gün sonra iki arkadaş şakalaşırken görülmüş. Momuk tüm bu değişimin çiçeklerden kaynaklandığını anladıkça sevindiği kadar da kara kara düşünür olmuş. Nergisleri her yere götürmenin bir yolunu bulmak, daha fazla nergis yetiştirmek için gece gündüz düşünmüş durmuş. Bir tül kadar narin olan çiçeklere dokunmaya korktuğundan nasıl başlaması gerektiğini de bilemiyormuş.  Ancak günler geçtikçe nergisler solgunlaşmaya, boyunlarını bükmeye başlamışlar. Onlar boyunlarını büktükçe Momuk’un içini bir korku sarmış. Onun bu halini gören Nergislerden biri:
– Hey sevgili dostum üzülme bu kadar, yeniden dönmek için gidiyoruz.
Şaşkınlıkla bakmış ve çok güzelsiniz demiş Momuk biraz utangaçça. Siz geldiğinizden beri bu mahalledeki insanlar daha mutlu. Ama şimdi giderseniz yine gülmeyi unutacaklar. Yine o ciddi, sevimsiz mahalle olacak burası.
– Şimdilik vaktimiz doldu dostum, ama güç toplayıp tekrar geleceğiz gelecek yıl.
Ürkekçe sormuş Momuk.
– Acaba başkaları da gelir mi? Yani başka nergisler.
Biraz kırılgan ve alıngan bir edayla karşılık vermiş nergislerden diğeri:
– Neden istiyorsun başkalarını?
– Her yeri nergis kokusu sarsa kesin daha güzel bir ülke olurduk demiş Momuk üzgünce.
– Bu konuda sana yardım edebiliriz galiba. Biz uykuya çekildiğimizde toprağın içindeki kökümüzü al. Bir soğana benzer. Her parçası bir tohumdur. O parçalar kadar çiçek elde edebilir, kardeşlerimizi farklı yerlere ekebilirsin.
Momuk bu habere çok sevinmiş. Usulca veda edip nergis arkadaşlarına, yeni nergislerin düşüne dalmış.

b-312574-nergis_cicegi__cicekNergisler uykuya çekilince nergisin öğüdünü tutmuş Momuk. Öncelikle 2 yıl boyunca kendi bahçesinde nergis yetiştirmeye başlamış. Nergislerin dilinden, huyundan, suyundan ve de nazından anlar olmuş. Onlarla yatmış onlarla kalkmış, onlarla büyümüş.

Ülkenin geri kalanından farklı olarak nergislerin açtığı o yıllarda mahallede kış daha ılık geçmiş. Üçüncü yıl geldiğinde ise Momuk her gün cebine bir kaç tohum alıp yollara düşmüş. Sokaklar dolaşmış, şehrin ücra köşelerine gitmiş. Cebinde taşıdığı tohumları bahçelere, yol kenarlarına, unutulmuş patikalara ekmiş. Kışın ortasında, buz gibi günlerde tohumların filize dönmelerini beklemiş, onlara şarkılar mırıldanmış. Cesaret vermiş büyümeleri için.

Çiçekler boy verip açtıkça, kokuları nazlı nazlı şehirde yayıldıkça Momuk da çiçeklenmiş, Momuk da boy atmış. Sadece Momuk değil şehirdeki bir çok insan yıllar sonra tekrar gülmüş, eğlenmiş. İnsanlar güldükçe karlar erimiş. Şehrin sokaklarını dolduran soğuk ve kasvetli hava alıp başını gitmek zorunda kalmış. Yıllar sonra şehre bahar gelmiş. Şehirdeki bahar havası tüm ülkeye yayılmış. Gülmeyi unutmuş o çok ciddi insanların yaşadığı çok soğuk ülke unutulup gitmiş.

Gökten de üç elma düşmüş, biri bu masalı yazanın başına, biri masalı okuyanın başına diğeri de Momuk’un başına.

 

Yazan: Hatice Kapusuz

Yorum bırakın

Filed under çocuk, masal