Gökkubbe ile yerküre arasında zaman zaman yerçekimsiz kaldığımı hissediyorum. yerçekimsiz ve pusulasız bir karışıklık. Zihnim, kalbim, ruhum köksüzce salınıyor bazen.
Yapılacaklarla ödenecekler peşi sıra sürüklenmece.
Hayat meşgalesinin hayatı işgal etmesi… Meşgalelerin yasın, özlemin, sevginin zamanını çalması…ne vahim!
Hayatın bu denli yaşamdan, yaşamın acısına da coşkusuna da uzak olması alabildiğine yorucu…
Hayat nedir, hayatın özü, çekirdeği merkezi nedir ki bir yerçekimi yaratsın ve bizi hayatımızın yeryüzüne bağlasın? Güzel bir düşünme/hatırlama alanı sanki.
Umut veya hayaller,
Yaşam sevinci,
Bütünleşik bir kendilik hali (kedilik de olur)
Değerlerimiz
Hakiki bağlar…
Sanki en çok da bağlar, kendinle, duygunla, ötekiyle, gökkubbeyle ve yeryüzüyle bağ kurmak yerçekimi kaynağı olabilir…
Hakiki bağlar, tüketmeden türeten, gönlü büyüten bağlar nasıl kurulur, bu koşturmacada nasıl korunur, bağları esgeçme lüksü var mıdır? Herkesin cevabı kendi değer sistemince elbette…
