Cinsiyetçi Duvarda Çatlaklar Yaratmak

Bir çocuk sonsuz olanak ve ihtimal ile dünyaya gelir. Gelişim süreci boyunca merakla dünyaya bakar ve onu anlamaya dair sorular yöneltir. Yetişkinler bu soruları çoğunlukla miras aldıkları ve içine doğdukları dünyanın olanakları çerçevesinde cevaplar. İnsanı diğer canlılardan ayrı kılan nesneye isim verme olanağıdır. Bu olanak veya kapasite, dünyayı biçimlendiren temel güçtür. Bu gücün dünyayı nasıl gördüğünün ve biçimlendirdiğinni insanlık tarihi boyunca toplumsal yapılar ve ideolojilerce değiştiğini biliyoruz. Tarihteki önemli kırılmalardan biri tanrıçaların yerlerini erkek tanrılara bırakması oldu. O andan sonra insanlar bu olanağı erkeklerden, “erk”ten yana kullanmaya başladılar.  Okumaya devam et “Cinsiyetçi Duvarda Çatlaklar Yaratmak”

Tohum ve Simurg

Bugün küçük bir çocuğun öldüğü gün
O kadar sessiz ölmüştü ki kimse duymadı son sözlerini.
Bir mezarı olmadı.
Ağlayanı olmadı.
Veda edeni olmadı.
Oysa mezarsız ruhlar huzur bulamaz.Küçük kırmızı oyuncak bir bebek,
Ağzı yırtılmış.
Yüzü karalanmış.
İçindeki çığlıklar dona kalmış yüzündeki dehşet ifadesinde.
Bilir bir çocuk nasıl kendi içinde ölür de kimsenin haberi olmaz.Yere düşmüş bir kaç resim,
Kenarlarına iliştirilmiş kırık dökük yazılar…
Zamanda asılı kalmış sözler!
Varlık ile yokluk arasında
Var olmak ve yok olmak arasında
Doğum ve ölüm arasında
Başlangıç ve bitiş arasında…
….
Tohum
Doğum ve ölüm
Başlangıç ve son…
Ölürken, doğduğu yere doğduğu haliyle dönen…
….
Simurg
Küllerinden doğan…
Varlık ve yokluğu bir ve aynı kılan,
Ölüm ve doğuma yeni bir ses veren,
Toprağa düşen tohum,
İnsan içindeki yangın,
Öldükçe
Yandıkça
Yeniden doğan…
Çocuk bilseydi ki kendisi bir tohumdur,
Çocuk bilseydi ki içinde bir ateş yanar,
Öldüğü gün doğmayı da, yandığı gün yakmayı da bilirdi.
HK.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: