Evcil bir hayvan ile yaşamak isteyen çocuklar için tüyolar

Bir kedi veya küçük bir köpekle yaşamak istiyorsun değil mi?

Bu senin en doğal hakkın!

EVCİL HAYVAN EDİNMEK BİR ÇOCUK HAKKIDIR!

Ama işte ah şu büyükler. Küçük Prens’in dediği gibi çok tuhaf oluyorlar. Neymiş efenim hayvanın evde ne işi varmış? Ev kirlenirmiş, kim bakacakmış! Bir sürü bahane, neden vs vs…

Aslında yetişkinler de hayvanları çok severler ancak bu sevgiyi onlara biraz hatırlatmak gerekebilir. Bunun için size birkaç önerimiz var.  Bu adımları takip ederek çok sevgi dolu evcil hayvanınıza kavuşabilirsiniz. İşte başlıyoruz.

 

Eve Geliş:

  1. Öncelikle yetişkinlerle evcil hayvan istediğiniz konusunda hiç tartışmaya girmeyin. Bu konuda onlarla aynı fikirdeymişsiniz gibi davranın.
  2. Bir gün yanlışlıkla çantanıza giren evcil hayvanınızı eve getirin. Hayvan çantanıza girmiş ne yapabilirsiniz ki?
  3. Bu işe yaramazsa bahçenize veya kapının önüne terkedilmiş bir hayvanı eve almanız gerekebilir.

 

Evde kalmaya ikna etme:

  1. Yetişkinlere evde hayvan beslemeye aslında karşı olduğunuzu ama eve geldiği için mecburen bakmak zorunda kaldığınızı vurgulayın.
  2. Zoraki misafirinizle ilgili bakım sorumluluklarını seve seve edineceğinizi ifade edin. Ve yemek, temizlik sorumluluğunu alın.

 

Yetişkinle hayvanın bağ kurmasını sağlama:

  1. Her yetişkin bir hayvanla ilişki kurduktan sonra onunla bağ geliştirir. Bunu sağlamak için yetişkinin sık sık hayvanla temas etmesini, kucağına almasını sağlayın.
  2. Komik videolarını çekin

 

Kalıcı Arkadaş

Artık nur topu gibi bir ev arkadaşınız var. Yemi, kumu, gezmesi, eğlenmesi sizin sorumluluğunuzda. 

Bol eğlenceli videolar ve paylaşımlar dileriz…

Reklamlar

Yanan Zeytin Ağacı

Çok çok uzun zaman önce, hatta yazıdan belki de sözden bile önce toprakla buluşmuş bir zeytin fidanı vardı . Kim bilir bir çocuk oyun oynarken onu orada unutmuştu. Üstüne yağmurlar yağmış, yağmuru can suyu belleyen fidan da hemen kökler salmıştı toprağa. Bazı fidanlar köklenmeye meyyaldir. Kimileri yıllarca durur kupkuru, kimileri suyu bulur bulmaz kökler salar toprağa. Belki de toprağın içinde olup bitene duydukları meraktandır bu köklenişleri. Daha derine, daha derine salarlar köklerini. Köklendikçe yerin dibinde, göğe yükselişleri de o denli güçlü olur. Bizim fidanımız da pek meraklıymış, belki de yerin merkezine kadar salmıştır köklerini meraktan. Yer üstünde de dalları dolandıkça dolanmış…

Zeytin fidanının toprakla buluşmasının üstünden yıllar geçmiş.

5 yıl….

10 yıl….

100 yıl…

1000 yıl…

ve daha fazlası…

Bu zeytin o kadar çok şey görmüş ki; medeniyetler, yükselişler, çöküşler, karnavallar, şenlikler, acılar ve kayıplar.

düşe kalka büyüyen ve oyun oynayan çocuklar,

bir bakışta aşık olan insanlar,

küsenler, yolunu ayıranlar,

barışanlar, tekrar sarılanlar,

dünya üstündeki tüm rehberleri aşacak kadar tanıklık.

Hoş! tabiatın bilgisi kadimdir, topraktan gelir. Tanıklığa ne hacet ama yine de her tanıklık ağacın bir kıvrımına yerleşmiş böylelikle kıvrım kıvrım, bir halı gibi dokunmuş zeytin ağacının gövdesi.

Hala yaşar dururmuş bir aynı tepede.

Mavi; o kıvırcık saçlı mahallenin küçük cadalozu, ayaklanmaya başlar başlamaz zeytin ağacının yanına gider hep onun gölgesinde oynarmış oyunlarını.

Oyun arkadaşları değişmiş.

Boyu, huyu suyu değişmiş ama ağaca duyduğu dostluk hiç değişmemiş.

Her göz görmez, her kulak duymaz ama Mavi zeytini görmekten, Zeytin Ağacı onu duymaktan hiç vazgeçmemiş. Bilen bilir görmeye göz, duymaya kulak gerekmez. Mavi henüz dört karıştan biraz fazla iken saçını çeken komşunun oğlunu veya ona istediği oyuncağı almayan annesini, serpilip bir genç kız olduğunda gönlüne sevdası düşeni anlatmış ağaca.

Zeytin ağacı çok iyi bir dinleyiciymiş. Hiç sorgulamazmış. Bu yüzden de Mavi hep dürüstmüş ona. İnsanı doğrudan uzaklaştıran sorgulanma, onaylanma kaygısı değil midir?

Bu sohbetlerde Mavi ağaçla bir bütün hissedermiş kendini. O ağacın bir dalı, ağaç onun gövdesi… Saf dürüstlük insanın en aydınlık rehberidir. Bu yüzden zeytin ağacı mavinin rehberi olmuş. Kalbi daralıp ona derdini anlattığında, yolunu kaybedip ona yolunu sorduğunda ağaçla sesleri bir olur doğru yolu bulurmuş.

Hayat meşgalesi denen şey onları epey uzak düşürmüş bir süre. Mavi sarmallar içinde yalnız hissetmeye, yorulmaya başlamış ve bir gece yarısı Mavi kadim dostunu hatırlamış.

Eline bir mum aldığı gibi ağaca doğru yola koyulmuş. O gün her zamankinden zifiri karanlıkmış ama mavi kararlıymış ulaşmaya kadim dostuna.

Ancak ağacı bir türlü bulamamış. Belki karanlık belki araya giren zaman belki de duymayı unuttuğu içindeki ses…. kim bilir?

Uzun yollar, karanlık ormanlar geçmiş ancak ağaca yaklaşamamış bile. Gün ağarmak üzereyken tepenin başında dimdik duran ağacını görmüş Mavi. Koşarak gitmiş yanına. Önce sarılmış. Bir kavuşma ki, henüz öylesi yazılmadı kitaplarda. Hasret gidermiş dostuyla. Sonra dinlenmek için çöküvermiş dibine. Tam bir nefes dinlenecekken rüzgar elindeki mumdan bir damlacık ateşi ağacın gövdesine taşımış. Ve o bir damlacık ateş yakmaya başlamış ağacı.

Yolunu aydınlatsın diye eline aldığı mum… Ah ki ah!

İçin için yanan ağaç….

Ne yapacağını şaşıran mavi matarasındaki suyu dökmüş ateşe…

nafile…

dereden sular taşımış….

nafile…

su taşıdıkça ateş yayılmış. Ağaç her kıvrımından için için yanıyormuş.

Ağaç mı yanıyormuş, mavi mi yanıyormuş belli değil.

Sonra bir ses.

Zeytinin sesi mi mavinin iç sesi mi belli değil….

Ses demiş ki:

Vakti dolan her şey yanıp yok olmaya meyillidir.

Dert etme yangını,

Dert etme ateşi.

Döktüğün su nafile.

Sen yangından kalana bak. Küllerin arasından çıkacak cevhere bak. Şimdi al yeşil dallarımdan yeni yetme bir filiz. Onu göm toprağa, o yeşillensin göğe doğru.

Ölmesi gerekene de doğması gerekene de izin ver….

Bırak ben gideyim, benim köklerim yerin merkezine doğru gider ben yok olmam.

Senin döktüğün sular yeni filizlerin can suyu olsun… Bu sefer sen rehber ol o küçük filize.

 

Daha fazla oyun oynamak isteyen çocuklar için tüyolar

Bilim Aşkına: bilim oyun oynamak isteyen çocukların yanında

Ah şu büyükler öğrenme konusunda çok hassaslar. Daha fazla oyun oynamak istiyorsun ama yapılacak başka şeyler var oysa öğrenmenin en iyi yolu oyundur. Birinin bu bilgiyi büyüklerle paylaşması lazım. Hadi bunun için bilim insanlarından destek alalım. Bilim insanları diyor ki eğlence ve oyun temel insani ihtiyaçlardır. Çocuklar en çok oyun oynarken öğrenirler.

Bir saniye şuan sorunlarımı çözüyorum

Freud oyun korkuları, iç çatışmaları engelleyerek sosyal problemlerin çözümünü sağlar demiş. Oyununuza müdahale eden yetişkinlere böyle diyebilirsin: “Bir saniye şuan sorunlarımı çözüyorum.” 

Oyundan önemli iş mi var!

Montessori’ye göre oyun çocuğun işidir. Kimileri öğretmenlik yapar, kimileri avukatlık, çocuklar da oyun oynar. İşte bu kadar basit. Karşılığını da eğlence, öğrenme, arkadaşlık ve gelişme şeklinde alırlar. Oyun oynamana ses eden birine, oyun oynamıyorum çalışıyorum diyebilirsin.

E biraz da yaratıcılık!

Oyunu savunmak kadar, okuldan dönüş yolunu, yapmaktan pek de keyif almadığın şeyleri biraz yaratıcılık biraz mizahla oyun haline getirebilirsin. Okuldan dönerken yanından geçtiğin evler, ağaçlar, üstüne bastığın kaldırımlar ve yol arkadaşlarını oyunlarına katabilirsin. 

 

*bu yazı uçurtma çocuk dergisi için hazırlanmıştır.

 

Çocuklar İçin Gökkuşağı Kitaplığı

Almanya, İngiltere, Amerika, Hollanda gibi çeşitli ülkelerin “Gökkuşağı Kitap Listeleri” bulunuyor. Bu listeler çocuklara heteronormatif olmayan anlatılar içeren kitapları bir araya getiriyor. Bu yazıda da heteronormatif olmayan bir çocuk kitabı nasıl olur sorusuna İngiltere Gökkuşağı Kitaplığı’ndan dört kitaba yakından bakarak cevap arayalım istiyorum. Yazıda bakmaya çalışacağımız kitaplar Sophie Beer’ın yazdığı “Love Makes a Familiy” (Aileyi Sevgi Kurar), Leslea Newman’dan “The Great Book of Families” (Ailelerin Büyük Kitabı), ve Mary Hoffman’ın yazdığı “Mommy, Mama and Me” (Anne, Anniş ve Ben) ve “Daddy, Papa, and Me” (Baba, Babiş ve Ben) kitapları. Okumaya devam et “Çocuklar İçin Gökkuşağı Kitaplığı”

Çocuk Kitaplarında Heteronormativite ve Alternatifler Üzerine Bir Başlangıç

Yazının başlığının başlangıç olmasını tercih ettim, zira Türkiye’de yeterince tartışılan ve  yazılıp çizilen bir alan değil çocuk kitaplarındaki heteronormativiteye alternatif olarak üretilebilecekler. Bu sebeple bu yazıyı ilgililer için hem birkaç örneğe bakma hem de üzerinde düşünmeye bir başlangıç fırsatı olması umuduyla yazıyorum.

Çocuklar her kesimin gelecek tahayyülünün stratejik hedefi. Sistem sürsün isteyen de değişsin isteyen de çocukları ‘kendi gibi olması’ için biçimlendirmeye çalışıyor. Bu biçimlendirme çabası çoğu durumda çocuğun ihtiyaçları ve gelişimsel gerekliliklerini görmezden gelen veya bunları kendi amaçları için kullanan bir içeriğe sahip. Muhalif olan veya hegemonik olmayanlar açısından çocukla kurulan bu ilişki farklı biçimlerde tartışılabilir. Ancak hegemonik olan, çocukla kurduğu ilişki bakımından dikkatle incelenmeye muhtaç. Burada hegemonik olan; ekonomik yapıya hakim, kültürel alanı biçimlendiren, kitle iletişim araçlarına sahip ve bunların taşıyıcısı ve üreticisi olan insanları da üreten yapı olarak tanımlanabilir. Ekonomik ilişkiler, toplumsal değerler, cinsiyet ilişkileri, devlet-toplum ilişkisi, doğa ile kurulan ilişki gibi bir çok düzey hegemonik olan tarafından belirleniyor. Bu noktada içinde yaşadığımız toplumsal yapının cinsiyetçi, ayrımcı, türcü, insan merkezli olduğu malum. Çocuklar söz konusu olduğunda toplumsal cinsiyet meselesine ve bunun taşıyıcı araçlarından biri olan çocuk kitaplarına ve olası alternatiflere yakından bakmak gerekiyor. Çünkü uykuların, oyunların ve hayallerin de bir parçası bu çocuk kitapları. Okumaya devam et “Çocuk Kitaplarında Heteronormativite ve Alternatifler Üzerine Bir Başlangıç”

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: