Cinsiyetçi olmayan bir kitaplık için çocuk kitapları listesi

Cinsiyetçi olmayan çocuk kitabına erişmek oldukça zor. Kitaplarda çoğunlukla başrol erkek karakterlere ait, kadınlar mutfakta, ya da yan rollerde. Çocuklar bu kitaplardaki kahramanlarla özdeşlik kuruyorlar bu yüzden toplumsal cinsiyet eşitliği için aşağıdaki kriterler yardımcı olabilir.

  • Kitaplarda kahramanın cinsiyet çeşitliliğine dikkat etmek,
  • Kız ve oğlan çocuklar için hazırlanan, cinsiyet ayrımcılığını pekiştiren kitaplardan uzak durmak,
  • Masalların olabildiğince eski versiyonlarını tercih etmek,
  • Kız çocuklar için prenses olmayı öğütleyen tek tip kitaplardan mümkün olduğunca kaçınmak,
  • Rol dağılımında cinsiyetçi kalıpları tekrar etmeyen kitapları tercih etmek,
  • Heteronormatif aile yapısının dışındaki örneklere de yer vermek,

Okumaya devam et “Cinsiyetçi olmayan bir kitaplık için çocuk kitapları listesi”

Daha fazla çikolata yemek isteyen çocuklar için tüyolar

Her besinin ölçülü ve dengeli tüketilmesi yetişkinlerin çoklukla savundukları bir şey. Bu konuda haklı olabilirler! Ama elbette yiyeceklerin hepsinden aynı tadı ve keyfi almıyoruz. Daha çok sevdiğimiz, idare ettiğimiz ve mecburen yediğimiz birtakım yiyecekler var. Bir de her zaman yemek istediğimiz yiyecekler, tıpkı çikolata gibi. Bu yiyecek konusu yetişkinler ve çocukları sık sık anlaşmazlığa düşürüyor. Her zaman sokakta, sağda solda ebeveynler ile çikolata için mücadele eden çocuklara rastlıyoruz, gerçekten çok üzücü.  Bu nedenle böyle bir anlaşmazlıkta yetişkinlere karşı kullanabileceğiniz birkaç tüyoyu paylaşmak istedik.

Çikolatanın mutlulukla bir ilişkisi var:

İlk adım, yetişkinleri daha fazla çikolataya ihtiyaç duyduğunuza ikna etmek olabilir. Çünkü çikolatanın mutluluk verdiği bir efsane değil. Bunu bilim insanları söylüyor. Kakaonun içerdiği besin bileşenleri ve magnezyum vücutta serotonin adı verilen mutluluk hormonunun salgılanmasına yardım ediyor. Siz de bu bilgileri kullanarak neden daha fazla çikolataya ihtiyacınız olduğunu yetişkinlere anlatabilirsiniz. Bilimsel gerçekliklere yetişkinler karşı koyamamaz. Okumaya devam et “Daha fazla çikolata yemek isteyen çocuklar için tüyolar”

Barışı çocuklara nasıl anlatacağız?

Cevaplanması zor bir soru. Sorunun cevabı barışın hangi anlamını, hangi çocuğa, ne amaçla anlatacağımıza göre şekillenebilir elbette.

Yabancı dillerde barış üzerine hazırlanmış kitaplara baktığınızda çocuğun kendisiyle, çevresiyle barış halinde olması ve uyum içinde olmasını tema edinen birçok yayın olduğunu görebiliyoruz. Peace is an Offering (Barış Paylaşmaktır) böyle bir kitap örneğin.

Ancak iş ‘savaşın yokluğu’ şeklinde tanımlayacağımız barışa gelince biraz çetrefilli hale geliyor. Zira çocuğun özne olduğu ve savaşı anlatan resimli kitaplar bazen “savaş pornografisi” sınırında gezebiliyor. Burada çocuğun kendini kahramanla özdeşleştireceğini düşünürsek bu, çocuk için uygun görünmüyor.

Ancak panzerlerin çocukları hayattan kopardığı bir ülke burası. Haber bültenlerinin şiddet dolu olduğu, şiddet ve nefret dilinin çocukları kuşattığı bir ülke. Çocukları kitaptaki şiddetten korusak bile televizyonda her gün maruz kaldıklarını ne yapacağız? Burada bir çelişki ortada duruyor.
Paris Katliamı’ndan sonra gazeteler, televizyonlar katliam görüntülerine maruz kalan çocuklar için barış dilini hakim kılmak, anma süreçlerine çocukları dahil etmek, genelleme yapmamak ve düşmanlaştırmadan kaçınmak ekseninde metinler yayımladılar. Türkiye’de de benzeri çalışmalar ve çabalar yok değil ancak maalesef bu çalışmalar ana akımlaşamıyor.

Okumaya devam et “Barışı çocuklara nasıl anlatacağız?”

Odasını toplamak istemeyen çocuklara tüyolar

Eyvah yine odayı toplama uyarısı geldi!
Ama senin daha önemli ve öncelikli işlerin var değil mi? Ya da odanın bu hali daha güzel sana göre. İşte burada odasını toplamaya zamanı olmayan ve farklı zevklere sahip çocuklara büyüklerle baş etmeleri için birkaç öneri.

Birinci Adım: Yeni bir dekorasyon anlayışı 
Düzenli oda konusunda yetişkinlerin bazı garip düşünceleri ve yorumları olabilir. Öncelikle onlara odanın dağınık değil, sadece serbest bir biçimde düzenlenmiş bir oda olduğunu anlatarak başlayabilirsin. Kitapların kitaplıkta, oyuncakların sepette olmasının epey demode bir yaklaşım olduğunu söyleyebilirsin. 

İkinci Adım: Bukalemundan öğrendiklerimiz
Eğer yetişkinler odanda yarattığın yeni moda dekorasyon ve düzene halen önyargılılarsa ve odanı toplaman konusunda ısrar ediyorlarsa, kamuflaj tekniğini kullanabilirsin. Kamuflaj gizlemek, saklamak anlamına gelir. Biliyorsun bukalemunlar bu konuda çok iyiler, kendilerini görünmez kılabiliyorlar. O zaman üç beş eşya için bu neden mümkün olmasın. Renklerden faydalanarak bir şeyin görünmesi engelleyebilirsin. Yani halının üzerinde bıraktığın şeylerin ana renklerle tezat renkler olmamasına dikkat edebilirsin. Yahut küçük şeyleri büyük şeylerin altına saklayabilirsin. Böylece yetişkinler ilk bakışta dağınıklığı anlamayacak ve tepki vermeyeceklerdir.

Üçüncü adım: Bilimin gücü
Son olarak bilim insanları dağınıklık ve zeka arasında bir bağlantı olduğunu iddia ediyorlar. Düzen konusunda ısrarcı yetişkinlere bu bilgiyi hatırlatabilirsin.

 

Yetişkinlerle mücadelende başarılar dileriz.

Evcil bir hayvan ile yaşamak isteyen çocuklar için tüyolar

Bir kedi veya küçük bir köpekle yaşamak istiyorsun değil mi?

Bu senin en doğal hakkın!

EVCİL HAYVAN EDİNMEK BİR ÇOCUK HAKKIDIR!

Ama işte ah şu büyükler. Küçük Prens’in dediği gibi çok tuhaf oluyorlar. Neymiş efenim hayvanın evde ne işi varmış? Ev kirlenirmiş, kim bakacakmış! Bir sürü bahane, neden vs vs…

Aslında yetişkinler de hayvanları çok severler ancak bu sevgiyi onlara biraz hatırlatmak gerekebilir. Bunun için size birkaç önerimiz var.  Bu adımları takip ederek çok sevgi dolu evcil hayvanınıza kavuşabilirsiniz. İşte başlıyoruz.

 

Eve Geliş:

  1. Öncelikle yetişkinlerle evcil hayvan istediğiniz konusunda hiç tartışmaya girmeyin. Bu konuda onlarla aynı fikirdeymişsiniz gibi davranın.
  2. Bir gün yanlışlıkla çantanıza giren evcil hayvanınızı eve getirin. Hayvan çantanıza girmiş ne yapabilirsiniz ki?
  3. Bu işe yaramazsa bahçenize veya kapının önüne terkedilmiş bir hayvanı eve almanız gerekebilir.

 

Evde kalmaya ikna etme:

  1. Yetişkinlere evde hayvan beslemeye aslında karşı olduğunuzu ama eve geldiği için mecburen bakmak zorunda kaldığınızı vurgulayın.
  2. Zoraki misafirinizle ilgili bakım sorumluluklarını seve seve edineceğinizi ifade edin. Ve yemek, temizlik sorumluluğunu alın.

 

Yetişkinle hayvanın bağ kurmasını sağlama:

  1. Her yetişkin bir hayvanla ilişki kurduktan sonra onunla bağ geliştirir. Bunu sağlamak için yetişkinin sık sık hayvanla temas etmesini, kucağına almasını sağlayın.
  2. Komik videolarını çekin

 

Kalıcı Arkadaş

Artık nur topu gibi bir ev arkadaşınız var. Yemi, kumu, gezmesi, eğlenmesi sizin sorumluluğunuzda. 

Bol eğlenceli videolar ve paylaşımlar dileriz…

Yanan Zeytin Ağacı

Çok çok uzun zaman önce, hatta yazıdan belki de sözden bile önce toprakla buluşmuş bir zeytin fidanı vardı . Kim bilir bir çocuk oyun oynarken onu orada unutmuştu. Üstüne yağmurlar yağmış, yağmuru can suyu belleyen fidan da hemen kökler salmıştı toprağa. Bazı fidanlar köklenmeye meyyaldir. Kimileri yıllarca durur kupkuru, kimileri suyu bulur bulmaz kökler salar toprağa. Belki de toprağın içinde olup bitene duydukları meraktandır bu köklenişleri. Daha derine, daha derine salarlar köklerini. Köklendikçe yerin dibinde, göğe yükselişleri de o denli güçlü olur. Bizim fidanımız da pek meraklıymış, belki de yerin merkezine kadar salmıştır köklerini meraktan. Yer üstünde de dalları dolandıkça dolanmış…

Zeytin fidanının toprakla buluşmasının üstünden yıllar geçmiş.

5 yıl….

10 yıl….

100 yıl…

1000 yıl…

ve daha fazlası…

Bu zeytin o kadar çok şey görmüş ki; medeniyetler, yükselişler, çöküşler, karnavallar, şenlikler, acılar ve kayıplar.

düşe kalka büyüyen ve oyun oynayan çocuklar,

bir bakışta aşık olan insanlar,

küsenler, yolunu ayıranlar,

barışanlar, tekrar sarılanlar,

dünya üstündeki tüm rehberleri aşacak kadar tanıklık.

Hoş! tabiatın bilgisi kadimdir, topraktan gelir. Tanıklığa ne hacet ama yine de her tanıklık ağacın bir kıvrımına yerleşmiş böylelikle kıvrım kıvrım, bir halı gibi dokunmuş zeytin ağacının gövdesi.

Hala yaşar dururmuş bir aynı tepede.

Mavi; o kıvırcık saçlı mahallenin küçük cadalozu, ayaklanmaya başlar başlamaz zeytin ağacının yanına gider hep onun gölgesinde oynarmış oyunlarını.

Oyun arkadaşları değişmiş.

Boyu, huyu suyu değişmiş ama ağaca duyduğu dostluk hiç değişmemiş.

Her göz görmez, her kulak duymaz ama Mavi zeytini görmekten, Zeytin Ağacı onu duymaktan hiç vazgeçmemiş. Bilen bilir görmeye göz, duymaya kulak gerekmez. Mavi henüz dört karıştan biraz fazla iken saçını çeken komşunun oğlunu veya ona istediği oyuncağı almayan annesini, serpilip bir genç kız olduğunda gönlüne sevdası düşeni anlatmış ağaca.

Zeytin ağacı çok iyi bir dinleyiciymiş. Hiç sorgulamazmış. Bu yüzden de Mavi hep dürüstmüş ona. İnsanı doğrudan uzaklaştıran sorgulanma, onaylanma kaygısı değil midir?

Bu sohbetlerde Mavi ağaçla bir bütün hissedermiş kendini. O ağacın bir dalı, ağaç onun gövdesi… Saf dürüstlük insanın en aydınlık rehberidir. Bu yüzden zeytin ağacı mavinin rehberi olmuş. Kalbi daralıp ona derdini anlattığında, yolunu kaybedip ona yolunu sorduğunda ağaçla sesleri bir olur doğru yolu bulurmuş.

Hayat meşgalesi denen şey onları epey uzak düşürmüş bir süre. Mavi sarmallar içinde yalnız hissetmeye, yorulmaya başlamış ve bir gece yarısı Mavi kadim dostunu hatırlamış.

Eline bir mum aldığı gibi ağaca doğru yola koyulmuş. O gün her zamankinden zifiri karanlıkmış ama mavi kararlıymış ulaşmaya kadim dostuna.

Ancak ağacı bir türlü bulamamış. Belki karanlık belki araya giren zaman belki de duymayı unuttuğu içindeki ses…. kim bilir?

Uzun yollar, karanlık ormanlar geçmiş ancak ağaca yaklaşamamış bile. Gün ağarmak üzereyken tepenin başında dimdik duran ağacını görmüş Mavi. Koşarak gitmiş yanına. Önce sarılmış. Bir kavuşma ki, henüz öylesi yazılmadı kitaplarda. Hasret gidermiş dostuyla. Sonra dinlenmek için çöküvermiş dibine. Tam bir nefes dinlenecekken rüzgar elindeki mumdan bir damlacık ateşi ağacın gövdesine taşımış. Ve o bir damlacık ateş yakmaya başlamış ağacı.

Yolunu aydınlatsın diye eline aldığı mum… Ah ki ah!

İçin için yanan ağaç….

Ne yapacağını şaşıran mavi matarasındaki suyu dökmüş ateşe…

nafile…

dereden sular taşımış….

nafile…

su taşıdıkça ateş yayılmış. Ağaç her kıvrımından için için yanıyormuş.

Ağaç mı yanıyormuş, mavi mi yanıyormuş belli değil.

Sonra bir ses.

Zeytinin sesi mi mavinin iç sesi mi belli değil….

Ses demiş ki:

Vakti dolan her şey yanıp yok olmaya meyillidir.

Dert etme yangını,

Dert etme ateşi.

Döktüğün su nafile.

Sen yangından kalana bak. Küllerin arasından çıkacak cevhere bak. Şimdi al yeşil dallarımdan yeni yetme bir filiz. Onu göm toprağa, o yeşillensin göğe doğru.

Ölmesi gerekene de doğması gerekene de izin ver….

Bırak ben gideyim, benim köklerim yerin merkezine doğru gider ben yok olmam.

Senin döktüğün sular yeni filizlerin can suyu olsun… Bu sefer sen rehber ol o küçük filize.

 

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: