Zor bir konuyu çocuklara anlatmak: Mülteciler üzerine çocuk kitapları

Türkiye’de artık üç milyonun üzerinde mülteci ve sığınmacı bulunuyor. Çeşitli tehditlerden kaçarak Türkiye’ye göç etmiş mülteci ve sığınmacılara yönelik her gün birçok mit üretiliyor. Bu mitler ayrımcılığı, nefreti ve şiddeti körüklüyor. Birlikte yaşama dair üretilen bilgiler ise oldukça kısıtlı.

Oysa insanlar arasındaki farklılıkların ayrımcı bir şekilde yorumlanmasının ne kadar yetişkin dünyaya ait olduğunu 5 yaşındaki Jax ve Reddy’nin hikayesi bir kez daha kanıtladı. Kısa sürede yaygınlaşan hikâyeye göre biri beyaz biri de siyahi olan iki çocuk saçlarını aynı şekilde kestirerek öğretmenlerini kandırmaya karar verdiler. Böylece öğretmenlerinin onları ayırt edemeyeceğini düşünüyorlardı. Bu görünmeyen farkların bile ayrımcı öğelere dönüştüğü yetişkin dünya için oldukça ilginç bir örnek. Ve maalesef çocuklar da bu dünyaya adapte oldukça bu ayrımcı unsurları içselleştiriyorlar ve yetişkinler gibi davranmayı öğreniyorlar.

Göç ve mülteciler üzerine hazırlanmış, birlikte yaşama yardım edebilecek çocuk kitapları ise şunlar; Yolculuk, Taştan Adımlar ve Hoş Geldiniz. Continue reading “Zor bir konuyu çocuklara anlatmak: Mülteciler üzerine çocuk kitapları”

Reklamlar

Travma ve Kayıp Yaşamış Çocuklar İçin Kitap Önerileri

Her insan yaşamı boyunca kayıplar ve travmalarla karşılaşıyor. Bu kayıplarla ve travmalarla baş etmek yetişkinler için bile oldukça zorken; birçok çocuk küçük yaşlarda baş edilmesi zor durumlarla karşılaşıyor. Doğal kayıpların yanında şiddet, yoksulluk, istismar, cinsel taciz gibi aslında çocukların hiç karşılaşmaması gereken birçok durum çocukların hayatında onarılması güç yaralar bırakıyor.

Biz yetişkinler, bir yakını ya da baktığı hayvan öldüğünde veya travmatik bir olayla karşılaştığında, çocuklara nasıl ve hangi kelimelerle yardım edebileceğimizi ve nasıl destek olacağımızı genelde bilemeyiz. Bu konuda yetişkinler olarak ilham alabileceğimiz, çocuklar okuduğunda iyi hissetmelerini, güçlenmelerini, destek talep etmelerini veya yaşadıkları olayla baş etmelerini kolaylaştıracak bazı çocuk kitapları bulunuyor. Continue reading “Travma ve Kayıp Yaşamış Çocuklar İçin Kitap Önerileri”

Çocuk Kitaplığı

Çocuklar için kitaplar seçerken öğretici olması, cinsiyetçi olmaması, değerlerimizi yansıtması gibi birçok filtre ile hareket ediyoruz.  Kültürel ürünler olarak çocuk kitaplarının sistemin cinsiyetçi ve hiyerarşik değer sistemini içeriyor olması bu kaygıyı haklı olarak doğuruyor. Zira çocuk kitapçılarının, kırtasiyelerin ve marketlerin kitap bölümlerinde, en kolay ulaşılabilir yerlerde karşımıza çıkan kitaplar tam da bu örüntünün temsilcileri. Kız çocukları için prensesler, yemek ve kıyafet yapıştırmaları, oğlanlar için arabalar, kahramanlar ve artan bir biçimde çocuğun soyut algı düzeyi hesaba katılmadan hazırlanan dini yayınlar.

Diğer yandan ister sistem değerlerini taşısın, ister karşıt bir perspektifle yayına hazırlanmış olsun çocuk kitaplarında en çok karşımıza didaktiklik çıkıyor. Kitap öğrenmenin bir aracı olarak görüldüğünden, en radikal yayınlarda hatta çocuklar için hazırlanan felsefe serilerinde bile didaktik bir anlatım karşımıza çıkıyor.  Bu en temelde çocuğu, potansiyelini, yaratıcılığını, düş gücünü göz ardı etmekten kaynaklanıyor. Oysa eski masallar, otantik versiyonlar, deneyim aktarmak, kıssadan hisse vermek, vakit geçirmek, sosyalleşmek, uyarmak gibi birçok işleve sahiptir.

Bu işlevlerin izinden giderek çocuklar için düş gücü yüksek, keyifli ve eğlenceli bir kütüphane hazırlamak mümkün. Continue reading “Çocuk Kitaplığı”

Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler Üstüne: Asiliği Margaret Thatcher’dan mı Öğreneceğiz?

asi-kizlara-uykudan-once-hikayeler-fix

Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler kitabı son dönemin en gözde kitaplarından biri haline geldi. Kitabın hikayesi, kolektif bir emekle hayat ve vücut bulması oldukça dikkat çekiyor.

Kitabın hikayesini anlatan videoda küçük bir kız ve annesi kitaplığı gözden geçiriyor. Kitaplıkta yer alan erkek kahramanlı, kadın kahramanın olmadığı, kadınların konuşmadığı ve prenses kahramanlı kitapları çıkarıyorlar ve raflar neredeyse bomboş kalıyor. Bu görüntüler çocuk kitaplarındaki mevcut halimizin aynası. Zira bu gözle baktığınızda elinizde kalan kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Çünkü çocuk kitapları sektörü cinsiyetçi kalıpların ve rollerin yeniden üretilmesi bakımından oldukça iyi organize olmuş bir alan. Continue reading “Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler Üstüne: Asiliği Margaret Thatcher’dan mı Öğreneceğiz?”

Çocuk tecavüzleri: Münferit mi yoksa kolektif suç mu?

Çocuklar belki de hiç olmadıkları kadar tehdit altındalar Türkiye’de. Kadına karşı şiddetin yeni bir boyutu olarak ortaya çıkan, ayrılık sürecindeki çocuk cinayetlerini, son günlerde üst üste gelen çocuk taciz ve tecavüz haberleri takip etti. Bu konuyu birkaç soru eşliğinde birlikte düşünelim istiyorum. Zira bu toplumda ensest ve çocuk istismarı oldukça yüksek olmakla birlikte yeni dönemde ciddi bir artış söz konusu. Bununla birlikte zanlı profili, toplumun verdiği tepkiler, toplumsal değerler ve bunu teşvik eder nitelikteki politikalar birlikte değerlendirilmeyi gerekli kılıyor.

Üst üste çocuk tecavüz haberlerinin gelmesi toplumu yeniden bu konuda alarma geçirdi. Mağdurlar henüz 3-4 yaşındaki çocuklar. Toplum alabildiğine öfkeli. Bu tecavüz vakalarında yakalanan zanlılar linç edilmeye çalışıldı. Haberlerin ardından ise idam talebi tekrar ortaya çıktı. Toplumun adaletin sağlandığına inanması için suçlular öldürülmeliydi! İlk sorum toplumun tepkisine yönelik; linç edenler veya suçluyu cezaevinde infaz edenler hangi adaleti sağlıyorlar? Neden adalet sistemine güvenmiyorlar? Cezaevinde infaza neden göz yumuluyor? Soru genel; zira benzeri birçok örnekte süreç aynı şekilde gelişti. İkinci sorum ise idam talebine yönelik; bu konuda hassas ve kati bir cezayı arzu eden bu toplumda taciz, tecavüz, ensest, evlilik içi tecavüz nasıl bu kadar yaygın olabiliyor? Özetle idam isteyenler ne kadar samimi veya tutarlı? Continue reading “Çocuk tecavüzleri: Münferit mi yoksa kolektif suç mu?”

Kışa direnen elma ağacı

Elma ağacı gecekondular arasında bir tepede yaşamına başlayalı 20 yıl kadar olmuştu. Rüzgara direnemediği zamanlardan kocaman bir ağaç olmasına kadar geçen koca yirmi yıl. Neler neler görmüş, kaç çocuğun büyümesine, düğünlere ve cenazelere şahit olmuştu. Verimli bir yaz ve sonbahardan sonra o yıl da yapraklarını dökmüş, suyunu köklerinde toplamış ve kış uykusuna dalmıştı.

Keyifli bir bahar için güzel bir kış uykusu gibi yoktur.

Elma ağacı ocak ayının sonlarına doğru tam kış uykusunun ortasındayken garip bir şekilde bir çocuğun ağlama sesiyle uyandı. Bu küçük Can’ın sesiydi. Annesi manavda gördüğü meyvelerden almadığı için ağlıyordu. Annesi ise tüm paralarının bittiğini ve yapacağı patates yemeğinin o meyvelerden daha vitaminli olduğunu anlatıyordu. Can inatla her gün aynı şeyi yemekten bıktığını söylüyor daha şiddetli ağlıyordu. Continue reading “Kışa direnen elma ağacı”

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: