Bu Kitap Sessiz!

Witgenstein “dilimin sınırları dünyamın sınırlarını belirler” demişti. Dil, kelimeler ve kelimelere yüklenen anlamlar; hayatı, sınırları, mutluluğun biçimimi, iyi ve kötüyü belirliyor. Eski zamanların bereketi olan yağmurun bugün afete dönüşmesi gibi. Kim derdi ki doğaya, bitkiye, her tür canlıya yaşam kaynağı olan yağmur afet olacak, sıkıntıyla anılacak. Kelimelere yüklenen anlamlar öylesine güçlü işte!

Peki ya anlamı baştan yüklü kelimeler olmasaydı?

Anlam güçlü bir ideolojik zeminden kökleniyor. Örneğin; bir zamanlar ki, o zamanlar “sabahın bir sahibi var” denirmiş, dükkanı erken açmak, geç kapamak ayıplanırmış. O zamandan bu zamana; vakit artık nakit. Bu yetişkin dünya için böyle iken, çocuklar için anlamlar değişebilir, kelimeler farklı anlamlar edinebilir ve çocuklar yeni kelimeler üretebilir. Bunu en temel sebebi; merakları, hayal güçleri ve nedensellikleri ile yetişkin dünyadan farklı olmaları.

Çocuğun düşü, hayal gücü onu yetişkinden ayıran en temel özelliği belki de. Hatta günümüz toplumlarında düş gücü öldükçe yetişkin sıfatı ediniliyor. Sıradan, sıkıcı hayatlara boyun eğmenin ilk koşulu ise düşlerden, farklı hayat umutlarından kurtulmak. Bu yüzden modern toplumda çocuk hızlıca yetişkin hayata adapte edilmeli ve yetişkin hayat değerleri ile doldurulmalı. Çocuklar biçimlendirmenin hedefi ve nesnesi. Yetişkin dünya – sistem – ideoloji – devlet ne derseniz deyin; çocuk edebiyatına, okul kitaplarına, boyama kitaplarına sinsice sızıyor. Boyama kitaplarında çocuğa “taşırmadan boyayınız” diye seslenirken, çocuk edebiyatında uslu durmazsan cadılar seni yer diye sesleniyor. Marşla uyumlu yürümenin, pembe bulutları kağıda dökememenin ve sınırları dayatmanın en tatlı ve “masum” yolu çocuk ürünleri.

Elbette iyi örnekler ve alternatifler var. Çocuğa eşlik eden, çocuğu kendine ortak eden, ona sınır çizmek yerine birlikte hareket eden, sıkıcı bir didaktikliği tercih ermeyen bir yaklaşım çocuk edebiyatında elbette var. Küçük Prens ve Küçük Kara Balık gibi çocuk kitaplarının her zihinde yeni bir anlamla yıllardır elden ele dolaşması belki de bu yüzünden. Alternatifler arasında daha yakından bakılmayı hak eden bir tür olarak sessiz kitaplara daha yakından bakabiliriz.

 

Şşşt! Bu kitabın yazarı sizsiniz

Çocukların kelimelerini bizim yüklediğimiz anlamlardan özgürleştirmek mümkün mü diye düşündüğümüzde, bunu mümkün kılan ve dümeni çocuğa teslim eden bir tür olarak sessiz kitaplar karşımıza çıkıyor.

Continue reading “Bu Kitap Sessiz!”

Reklamlar

İhmal Amca’nın ‘ahh’ı ve kardeş masallar

İhmal Amca’yı okurken çocuklara duyduğu sevgiyi ve şefkati hissediyorsunuz. Kitaplarda Anadolu Masalları’nın ritmini, Keloğlan masallarının tadını alıyorsunuz. Dil su gibi akıyor, her cümle bir sonrakinin peşine takılıp akıp gidiyor.

1915’in yıl dönümünün hemen ardından Ermeni masallarından, çocuk kitaplarından bahsetmek ne zor. Birçok duygu üşüşüyor insanın zihnine ve yüreğine. Ekim ayının başlarında ilk kez Gaziantep’e gittiğimde hissettiğim duygu gibi… Antep, katliamlardan sonra için için küstüğüm şehir. Hele 10 Ekim Katliamı’nın 2. yılı yaklaşırken, katliamcının gezdiği sokaklarda olmak öyle zordu ki. O beyaz arabanın Ankara’ya doğru yol aldığı yollarda olmak, kalpte sıkışma, midede kramp… Ama bir hakikatten bir de acıdan kaçış yok. Kentin her yanını saran Ermeni mimarisiyle karşılaşınca tekrar duvara çarptığımı hissetmiştim. Sanki yaşadığımız acı, yüzleşmediklerimizin acısıydı. Ermenilerin ahı, duvarlara sinmiş, iç içe geçmiş acıların ve tanıklıkların sonucuydu. Kim bilir… Continue reading “İhmal Amca’nın ‘ahh’ı ve kardeş masallar”

Çocuk kitaplarında cinsiyetçilik diz boyu

Çocuklar için hazırlanan çizgi film, kitap, animasyon gibi kültürel ürünlerin hemen hepsi cinsiyetlendirilmiş durumda. Bir çocuğa kız- oğlan ayrımı olmaksızın bir oyuncak almayı bırakın, hediyeyi cinsiyet ayrımı olmayan bir pakete bile koyduramıyorsunuz. Oyuncakçıda, kitapçıda destek istediğiniz personelin ilk sorusu çocuğun cinsiyeti oluyor. Yaşı, zevkleri gibi şeyler değil! Oyuncakçılar katı bir çizgiyle pembe ve mavi olarak ayrılıyor. Bilgisayar oyunlarında cinsiyet kategorisinin altında sıralanıyor oyunlar. Kızlar için pasta yapma, elbise giydirme, ev toplama, oğlanlar için araba yarışı ve strateji oyunları. Gelişimsel olarak iki grup birbirinden tamamen ayrılıyor böylece. Continue reading “Çocuk kitaplarında cinsiyetçilik diz boyu”

Asi Kızlara Uykudan Önce Ne Anlatmalı?

Cinsiyetçi ideoloji hayatın her alanını şekillendirir ve gerçeği tahrif eder. Tarih yazılırken kadınlar, LGBTİ’ler yokmuşçasına yazılır. Dil buna eşlik eder. Tarihin ve dilin şekil verdiği okullar, kitaplar, filmler, sohbetler ve özetle hayat; gözümüzün önündekini görmemizi engeller. Bu öyle manipülatif bir ideolojidir ki, yanı başınızda başarılı mühendis, mimar birçok kadın olmasına rağmen kendinizden emin bir şekilde kadınların analitik bir zekasının olmadığını savunursunuz. Cinsiyetçi ideoloji gerçeğe çekilen bir filtredir.

Hayatın kendisi, dünyanın her yerinde çok farklı kadınlar ve erkekleri barındırır. Ancak hala okul kitapları yer gösterirken kadınlara mutfağı, erkeklere oturma odasında kumandayı ikram eder.  Birçok insan bunda ne var demeye eğilimlidir. Oysa bu ayrışma beraberinde bir de değer hiyerarşisi yaratır. Kadının elinin hamuruyla, belindeki eteğiyle, uzun saçıyla yaptıkları değersiz, karşılıksız ve önemsizdir. Kadına ait unsurlar da küçümsemenin unsuru haline gelir. Continue reading “Asi Kızlara Uykudan Önce Ne Anlatmalı?”

Sıradışı bir yazar: Leo Lionni

Walter Benjamin Hikaye Anlatıcısı‘nda insanların deneyimlerini paylaşmasının bir geleneği olarak tasvir eder hikayeyi. Benjamin’e göre deneyim değer kaybettikçe yok alan bir zanaattır hikaye anlatıcılığı da. Oysa hikaye zamansızdır. Her anlatanla yeni bir biçim kazanır, yeniden hayat bulur. Onu romandan ve diğer türlerden ayıran en temel özelliği de budur.

Leo Lionni de modern zamanların hikaye anlatıcılarından biridir. Çocuklar için yazdığı kitaplarından herhangi birine baktığınızda içerik, dil ve çizimlerin çok yakın zamanlı olduğunu hissedersiniz. Oysa 1910 yılında doğan yazar, kitaplarının çoğunu 60’lı ve 70’li yıllarda kaleme almış ve çizimlerini yapmıştır. İçinde bulunduğumuz ve Lionni’nin kitaplarını yazdığı dönemler kültürel, sosyal ve tarihsel olarak birbirinden oldukça farklı iki zaman dilimine denk gelir. Buna rağmen anlatılanın size hissettirdiği, düşündürdüğü oldukça tanıdıktır ve size aittir. Continue reading “Sıradışı bir yazar: Leo Lionni”

Zor bir konuyu çocuklara anlatmak: Mülteciler üzerine çocuk kitapları

Türkiye’de artık üç milyonun üzerinde mülteci ve sığınmacı bulunuyor. Çeşitli tehditlerden kaçarak Türkiye’ye göç etmiş mülteci ve sığınmacılara yönelik her gün birçok mit üretiliyor. Bu mitler ayrımcılığı, nefreti ve şiddeti körüklüyor. Birlikte yaşama dair üretilen bilgiler ise oldukça kısıtlı.

Oysa insanlar arasındaki farklılıkların ayrımcı bir şekilde yorumlanmasının ne kadar yetişkin dünyaya ait olduğunu 5 yaşındaki Jax ve Reddy’nin hikayesi bir kez daha kanıtladı. Kısa sürede yaygınlaşan hikâyeye göre biri beyaz biri de siyahi olan iki çocuk saçlarını aynı şekilde kestirerek öğretmenlerini kandırmaya karar verdiler. Böylece öğretmenlerinin onları ayırt edemeyeceğini düşünüyorlardı. Bu görünmeyen farkların bile ayrımcı öğelere dönüştüğü yetişkin dünya için oldukça ilginç bir örnek. Ve maalesef çocuklar da bu dünyaya adapte oldukça bu ayrımcı unsurları içselleştiriyorlar ve yetişkinler gibi davranmayı öğreniyorlar.

Göç ve mülteciler üzerine hazırlanmış, birlikte yaşama yardım edebilecek çocuk kitapları ise şunlar; Yolculuk, Taştan Adımlar ve Hoş Geldiniz. Continue reading “Zor bir konuyu çocuklara anlatmak: Mülteciler üzerine çocuk kitapları”

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: