Category Archives: çağrışımlar

Yediveren Böğürtlen

426212119_139440_10426176806458866833

Çocuk toprağa gömdü umudunu.
Sahipsiz bir sokakta, daha geçen gün bulmuştu,
Aldı, kimse kırmasın diye toprağa gömdü.

Çocuk yoksuldu.
Ayakları çıplaktı.
Ondan elleri ayakları tanırdı toprağı,
Tanırdı çetin sokakları.
Çocuk bir tek toprağa güvenebileceğini bilirdi.

Çocuk umudu toprağa gömdü.
Üç gün sonra bir sabah seheriyle,
Filizlendi çocuğun umudu.

Ancak bir çocuğun umudu bu kadar hızlı filizlenebilirdi.

Filiz, kış ayazlarında boy attı,
Filiz, soğuk bahar sabahlarında boy attı,
Filiz, ılık nisan günlerinde boy attı,
Filiz yaz güneşinde boy attı.

Ancak bir çocuğun umudu bu kadar hızlı büyüyebilirdi.

Filiz dallandı budaklandı,
Biraz dikenlendi.
Yediveren bir böğürtlen oldu.
Rengarenk iştah kabartan,
Ama ancak dalına konmayı bilen kuşlara lezzetini sunan.
Hoyratlıklara karşı dikenli ve direngen.

Çocuk umudunu gömdü toprağa.
Hiç bir şey bir çocuğun umudu kadar hızlı boy veremez,
Onun kadar direngen olamazdı.

Yorum bırakın

Filed under çağrışımlar, masal

Çınarın Hikayesi

jd

Kadın gömdü acısını toprağa,
Acı üç kış geçirdi toprağın altında,
Üç bahar üstünde ot bitmedi acının…
Üç kışın sonunda, bir filiz baş verdi topraktan.
Acının filizi; soğuk kar sularından göğe doğru serpildi.

Acı filiz verdi.
Ancak bir kadının acısı filiz verebilirdi.
Filiz her mevsim biraz daha büyüdü.
Bir filizden fidana,
Fidandan haşmetli bir ağaca döndü.

İşte kadının acısından türedi çınar ağacı.
Her mevsim başka bir renk.

Her mevsim heybetli.
Rengarenk ama çiçek açmayan bir ağaç türedi kadının acısından.

Oysa kadın gömseydi umudu,
Çiçeklenirdi, hanımeli olurdu,
Kokusu dolanırdı sokakları.

Kadın gömseydi sevgiyi;
Binbir renkli çiçeği meyveye dönerdi.

Kadın acısını gömdü toprağa.
Ve kadının acısı üç kışın sonunda filiz verdi.

Yorum bırakın

Filed under çağrışımlar

isimler…

68615_10151233418358075_422135662_n

İnsanın yavrusuna isim koyuşu neleri anlatır…

onun nasıl bir insan olacağına dair hayallerini mesela, yahut umutlarını…

değerlerini, hasretlerini, sıkı sıkıya bağlı olduğu geleneklerini…

tarihini, geçmişini…

kiminin hasan, hüseyin, haydar deyişi,

kiminin ayşe, ömer, muhammed koyuşu,

kiminin anasının babasının ismini devam ettirişi,

kimisinin devrim, emek, özgür, diren demesi…

bence bu ülkede isimler en çok hayal ve umutlarını anlatır insanların.

1 Yorum

Filed under çağrışımlar

Her şeyi o kadar çok ki kimseye yetmiyor…

Her şeyin o kadar çok ki,

karanlığın,

aydınlığın,

umudun,

umutsuzluğun,

sevgin,

sevgisizliğin….

Bir şeyi o kadar çok seviyorsun ki, başkalarının da onu sevmesi, yanında olması mümkün olmuyor, izin vermiyorsun. Denk olamaz kimsenin sevgisi seninkine, kimse senin kadar sevemez, kıymetini bilemez… Kimsenin senin gibi sevemeyeceği bu alandan bir çok sevgisizlik türüyor, sevgisizlik çoğalıyor…

Mesela aydınlığı ve umudu o kadar sahipleniyorsun ki, başkalarına sadece karanlık kalıyor. Oysa herkes içindi o umutlar, ama o, o kadar senin oldu ki, dili senin, rengi senin. Başkalarına yabancı… O umut ve aydınlık içinde başkalarına yer bırakmadın. Ama yine de sesleniyorsun diğer insanlara oraya gelmeleri için. Seni anlamıyorlar. Senin renginden ve dilinden olan o alan onlara bir şey ifade etmiyor, “demek ki akılları almıyor” . Kim bilir!

Karanlık ve sevgisizliğe kalıyor meydan. Aynı kelimelerle, farklı dilde değil, farklı dillerle aynı kelimeleri anlatmayı başardığın güne kadar…

Yorum bırakın

Filed under çağrışımlar

huzur….

Huzur;

bir sabah vakti,

yüzüne değen seher yeli,

aldı gitti tüm kederi,

kaldı geriye kentin güzelliği…  Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under çağrışımlar, çocuk gözünden

yalanlar….

herkesin tarihi şanlı,

kitabı kutsal,

devleti yüce,

medyası renkli….

Yorum bırakın

Filed under çağrışımlar