Tohum ve Simurg

Bugün küçük bir çocuğun öldüğü gün
O kadar sessiz ölmüştü ki kimse duymadı son sözlerini.
Bir mezarı olmadı.
Ağlayanı olmadı.
Veda edeni olmadı.
Oysa mezarsız ruhlar huzur bulamaz.Küçük kırmızı oyuncak bir bebek,
Ağzı yırtılmış.
Yüzü karalanmış.
İçindeki çığlıklar dona kalmış yüzündeki dehşet ifadesinde.
Bilir bir çocuk nasıl kendi içinde ölür de kimsenin haberi olmaz.Yere düşmüş bir kaç resim,
Kenarlarına iliştirilmiş kırık dökük yazılar…
Zamanda asılı kalmış sözler!
Varlık ile yokluk arasında
Var olmak ve yok olmak arasında
Doğum ve ölüm arasında
Başlangıç ve bitiş arasında…
….
Tohum
Doğum ve ölüm
Başlangıç ve son…
Ölürken, doğduğu yere doğduğu haliyle dönen…
….
Simurg
Küllerinden doğan…
Varlık ve yokluğu bir ve aynı kılan,
Ölüm ve doğuma yeni bir ses veren,
Toprağa düşen tohum,
İnsan içindeki yangın,
Öldükçe
Yandıkça
Yeniden doğan…
Çocuk bilseydi ki kendisi bir tohumdur,
Çocuk bilseydi ki içinde bir ateş yanar,
Öldüğü gün doğmayı da, yandığı gün yakmayı da bilirdi.
HK.

Bir Çocuğun Vasiyeti

Sanırım öldüğüm gündü;
Toprak bir saksıya sardunya fideledim,
Umursamaz bir kedinin başını sevdim,
Çicekli kartlar hazırladım.

Dar zaman telaşesinde,
Belli ki göndermeye zamanım olmayacaktı kartları.
Zamanım olsa da gönderemezdim ya!

Sardunyaları pay ettim yüreğimde.
Kuşları sevdiklerime, kedileri komşuma emanet ettim.
Umarım alır herkes payını.

Kırgınlıklarım sahiplerine,
Yaralarım açanlara iade!
Yara açanın yükü, yaradan ağırdır derler…
Bir umut!

Uzun bir düştü hayat,
Uyanmaya uzandım.
Uyanamadım.
Ben hep aynı düşe uyanırım gördüğüm düşlerden.
Uyanmak isterim de uyanamam.
Gördüğüm düştür, karadır, yaradır…

HK.

Düş-üş

Gerçeklik tutunamadığım bir daldı.
Yahut o dal güvenli kıyıların erişilemez umuduydu.

Ben düştüm.
Karanlık bir kuyu boyunca düştüm.

Düşerken kuyunun duvarlarında çiçekler düşledim.
Karanlıkta parlayan çiçekler…
Unutma beni,
Papatya ve
Mine…
Kuyudan çıkan renkli kuşlar.
Mavi, yeşil, kavuniçi…

Kuyunun dibinde bir düşe yattım.
Karanlığı ve soğuğu yalnız düşler boğarmış.
Erken öğrenmişim!
Herhalde düşerken öğrendim.

Bir düş…
Düşümde kuşlarla çıkmışız bir düzlüğe,
Peşine düşmüşüz akasya ballarının.

Kuyunun karanlığından, aydınlığa bir kanat çırpışı…
Öğrenmem gerekiyor uçmayı.
Diğer öğrendiklerim gibi…

Gölgeler

Dünya her zamankinden daha hızlı dönüyor.
Yahut yavaş kalıyorum dünyaya karşı,
Budur baş dönmelerimin sebebi.

Hatırlamalar ve sanrılar arasında
Terkedilmiş bir yıkıntıdır beden.

Öz suyu çekiliyor yaşamın.
Silüetler halinde failler,
Gölgeler çocukları öldürüyor .

Rüzgar

Bir fanus içinde çocukluğum
Zamanın neresindeyim belirsiz
Ağaçların gölgesinde
Rüzgar kanatıyor çocukluğumu

Ağzımda cam kırıkları
Kör bıçaklar kesmiyor acıyı
Sığındığım uykular tekinsiz
Sesizlik can alıyor..

 

Umursamaz kedinin günlüğü – 1

O gün evde bir şamatadır, karmaşadır gidiyordu. Heyecanlar koşturmalar, zaman zaman artan gerginlikler. O sırada kedi girdi odaya, etrafına bakındı ve yürüyerek geçip gitti karmaşanın içinden. Karmaşa devam ediyordu. Kedi kendine serin bir yer aradı, gözüne kestirdiği gölgeliğe bir kaç sıçramayla ulaştı ve uzandı. Biraz yalandı. Tüylerini parlattı. Sonra daldı uykuya. Evde koşuşturma devam ediyordu…

 

 

 

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: