Kendine değer vermek üzerine…

Son yılların baskın söylemi; kendine değer vermek, sınırlar çizmek, hayır demek oldu. Herkesin merdiven altı psikolog olduğu, kendine bakmaktan heba olduğu şu dönemde bu yaklaşım bir uyarını sınırlarını aşarak bir propogandaya dönüştü. Hepimizin etrafında şu sözler, videolar, postlar gırla;
“artık kendime değer vermeyi öğrendim”
“önce kendim, sonra diğerleri”
“kendine değer vermeyi öğren!”
“kendini sevmezsen başkalarının seni sevmesini nasıl beklersin?”
Kendi değerini başkasından yansıyanla anlamlandırmış, kendini değerli görememiş, değer kazanmak için kendini feda etmesi gerektiğine inanmış bir kuşak için kendini sevebilmek, özdeğerinin farkına varmak elbet az değil, önemsiz de değil.

Ancak değerin, bir merkezden alınıp başka bir merkeze konması gereken sınırlı bir kaynak olarak görülmesi garip. Bu, başkalarını sevmenin veya başkalarına değer vermenin; kendini sevmekle ve kendine değer vermekle rekabete sokulmasından doğan korkunç bencil bir kültür yaratıyor. Bunun bir yansıması da bence narsist tanımlama enflasyonu.

Bir insanın kendini de sevebilmesiyle, sadece kendini sevmesi arasındaki farkı göremez ve ayırt edemez oluveriyoruz. Herkes çok kıymetli de ya öteki? İnsanın değerli olması, değişmeye, dönüşmeye, gelişmeye ihtiyaç duymadığı sabit verili bir değere işaret eder mi? Kendi değerine kör bir bağlılık beslemek ve anlam atfetmek oldukça muhafazakar, görmeye, duymaya kapalı bir yaklaşımı beslemiyor mu?

İnsan değer yaratma becerisi olan bir canlı. Ve insan üretikleriyle, yarattıklarıyla, kurduğu bağlarla (kendiyle, doğayla, hayatla, işiyle), ilişkilerle, kendi olmayanlara kattıklarıyla, anlam yaratabilir ve değer üretebilir. Değer yaratama potansiyelini yok sayan bir değerlilik varsayımı oldukça zararlı.

Kendi halinden çok memnun insanlar olarak pek de matah değiliz belki de. Çünkü maalesef ki kendi varoluşunu kutlayıp, varoluşuna dair tüm sorulardan muaf oluvermek insanları tatsız, tutsuz kopyalara çeviriyor. Kendi değerimizi bu denli kutladıktan sonra dönüp ötekine ve onun değerine tekrar bakmamızın ve olduğumuz yeri değiştirmenin zamanı gelmiş olsa gerek.

Yorum bırakın