Kötülüğün örgütlülüğüne karşı iyiliği örgütlemektir devrimci olan

Türkiye’de toplumsal, bireysel ve devlete ait her şeyin çözüldüğü, dağıldığı ve çöktüğü tarihsel bir dönem yaşıyoruz. Öyle görünüyor ki bu hal Türkiye ile de sınırlı değil. Toplumu toplum yapan normların yanında insanı da insan eden kavramlar aşınıyor ve yok oluyor. Yeni başlamamış olsa da hızlanarak devam eden bir yıkım bu. Van depremi sonrasında yardım paketine taş ve sopa koyanlardan, mültecilere sahte can yeleği satanına; öğrenci yurdunda kendine emanet edilen çocukları istismar edeninden, gözaltındaki işkenceye, sokağa taşan şiddet vakalarının sıklığından, ensest vakalarındaki artışa kadar her şey bu yıkımın parçalarını oluşturuyor. Her haber bülteninde en az 3-4 şiddet ve cinayet vakası mutlaka karşınıza çıkıyor. Üstelik LGBTİ’lere, azınlık gruplara, Kürtlere yönelen şiddet ve linç vakaları bu haberlerin büyük oranda dışında kalıyor. Yalnızca adli vakalar gibi görünenleri kısmen görebiliyoruz. Eskiden olmayan ancak bugün karşımıza çıkan yeni durum ise kötülüğe ve suça arka çıkan bir davranış biçiminin hem devletin, hem de toplumun her yerinde karşımıza çıkıyor olması. Continue reading “Kötülüğün örgütlülüğüne karşı iyiliği örgütlemektir devrimci olan”

Reklamlar

Bir Orman Masalı; Büyümekten Korkan Nar

Postkarte-Etwas-von-den-wurzelkindern-Sibylle-von-Olfers-Marzbecherchen-gross_ml.jpg

Gök kubbe altında yaşanmamış olay, söylenmemiş söz yoktur derler.Tılsım ormanı da olmasaydı ormanın hikayesini anlatamazdık elbette.

Belki de bir milyon yıl öncesinde adı tılsım olan adı gibi tılsımlı bir orman varmış. Bu orman dünyadaki tüm ormanların anası ve kaynağıymış. Dünyaya tüm ağaçların tohumları bu ormandan yayılmış. Dünyada farklı iklimlerde farklı kıtalarda yetişen tüm ağaçların büyük büyük büyük anneleri bu ormanda yaşarmış. Baobab,  jakaranda, çam, çınar, kahve, kayın, zeytin, nar, söğüt aklınıza gelebilecek her ağaç… Ormanın ortasında ise yemyeşil bir gölet varmış. Göletin üstünde periler dans edermiş. Sadece periler mi, kuşlar, böcekler, sarmaşıklardan sarkan çiçekler, nilüferler hepsi ahenk içinde dans edermiş. Rüzgar ağaçların arasında, göletin üstünde dolanarak şarkılar söylermiş. Continue reading “Bir Orman Masalı; Büyümekten Korkan Nar”

Tatilde çocuklar için kitap önerileri

Kitaplar görsel medyanın, bilgisayarların ve televizyonun sunduğu sınırları belli dünyanın ötesinde kapılar açar zihinlerimizde. Çünkü kitapların anlattığı dünyada özgür oluruz. O dünyayı istediğimiz gibi kurma, yaratma şansımız vardır her zaman. Bu yüzden çok küçük yaşlar itibariyle çocukların kitaplarla tanışması, ebeveynlerle birlikte kitap okuması hem gelişkin bir düş gücü ve yaratıcılık hem de etkileşim açısından çok önemli. Bu sebeple bir ebeveynin çocuğuyla birlikte kitap okuması sadece çocuk için değil yetişkinler için de oldukça besleyici deneyimler sunar.

Hazır günler uzamış, okullar tatil olmuşken bazı çocuk kitaplarını derledik.

Bu kitaplar çocuklar için olduğu kadar yetişkinler için de. Etrafınızdaki çocuklara bu kitapları hediye edebilir ama en önemlisi birlikte okuyabilirsiniz. Continue reading “Tatilde çocuklar için kitap önerileri”

Kuyruklu Yıldız Masalı: Karanlıkta Görmek

Şimdi anlatacağım bu hikaye şehirlerde yıldızsız gecelerde yaşayan ama yıldızlara bakmayı ve yıldızların ışığını içinde taşımayı bırakmamış insanlar içindir. Hem küçükleredir, hem büyüklere. Hatırlatma mahiyetindedir.

Eskiler der ki; yok demesi, çok yemesi pek günahtır. Biri varı yok eder, diğeri toku aç eder.

İşte hikayelerin, masalların ve korkunç destanların kandil ışığında anlatıldığı o eski zamanlarda, evlerdeki ışık pek az gibiyse de aslında pek çokmuş. Görmeyi bilene.

Bu eski zamanlarda kandillerin zayıf ve titrek ışıklarını yüreklerdeki ışık parlatırmış. Yürekteki ışık az olanı çok edermiş, görünmeyeni görür, söylenmeyeni duyarmış.

Yüreklerdeki ışığın dışarıdaki ışıktan güçlü olduğu bu eski zamanlarda insanlar geceleri yıldızlara bakarlarmış. İnsanlar yıldızlarla konuşmayı onlardan akıl ve de fikir almayı bilir, yıldızların dilinden anlarlarmış. Çünkü göz ne kadar karanlıkta kalırsa ışığı görmeyi de karanlıkta yol bulmayı da o denli iyi bilirmiş. Böylece bu ışığın az, sözün çok olduğu gecelerde binlerce yıl ötesinden gelen yıldızların söylediklerini duymayı da öğrenmiş insanlar. Continue reading “Kuyruklu Yıldız Masalı: Karanlıkta Görmek”

İlahi bir aşk ver bana

İlahi bir aşk ver bana
Kandalığım bilmeyim
Kaybedeyüm ben beni
İsteyiben bulmayım

Al gider benden benliği
Doldur içime şenliği
Dirilikte öldür beni
Varıp orda ölmeyim

Sen sana ne sanırsan
Ayruga da onu san
Dört kitabın manası
Budur eğer var ise

Bülbül olup öteyim
Dost bağında yatayım
Gül oluben açayım
Ayruk dahi solmayım

Aşktır derdin dermanı
Aşk yoluna koydum canı
Karagözüm aydur bunu
Bir dem aşksız olmayım
Hacivatım aydur bunu
Bir dem aşksız olmayım

Sen sana ne sanırsan
Ayruga da onu san
Dört kitabın manası
Budur eğer var ise

Yunus EMRE

Kırmızı Ayakkabılar*

Bir zamanlar ayakkabıları olmayan öksüz bir çocuk varmış. Fakat çocuk, bulduğu bütün kumaş parçalarını biriktirmiş ve bir süre sonra kendisine bir çift kırmızı ayakkabı dikmiş.Görünüşleri kabaymış, ama onları seviyormuş. Günleri, hava iyice kararana kadar dikenli koruluklarda yiyecek toplamakla geçse de, ayakkabılar ona kendini zengin hissettiriyormuş.the_wild_within_edited-1.jpg Continue reading “Kırmızı Ayakkabılar*”

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: