Kuyruklu Yıldız Masalı: Karanlıkta Görmek

Şimdi anlatacağım bu hikaye şehirlerde yıldızsız gecelerde yaşayan ama yıldızlara bakmayı ve yıldızların ışığını içinde taşımayı bırakmamış insanlar içindir. Hem küçükleredir, hem büyüklere. Hatırlatma mahiyetindedir.

Eskiler der ki; yok demesi, çok yemesi pek günahtır. Biri varı yok eder, diğeri toku aç eder.

İşte hikayelerin, masalların ve korkunç destanların kandil ışığında anlatıldığı o eski zamanlarda, evlerdeki ışık pek az gibiyse de aslında pek çokmuş. Görmeyi bilene.

Bu eski zamanlarda kandillerin zayıf ve titrek ışıklarını yüreklerdeki ışık parlatırmış. Yürekteki ışık az olanı çok edermiş, görünmeyeni görür, söylenmeyeni duyarmış.

Yüreklerdeki ışığın dışarıdaki ışıktan güçlü olduğu bu eski zamanlarda insanlar geceleri yıldızlara bakarlarmış. İnsanlar yıldızlarla konuşmayı onlardan akıl ve de fikir almayı bilir, yıldızların dilinden anlarlarmış. Çünkü göz ne kadar karanlıkta kalırsa ışığı görmeyi de karanlıkta yol bulmayı da o denli iyi bilirmiş. Böylece bu ışığın az, sözün çok olduğu gecelerde binlerce yıl ötesinden gelen yıldızların söylediklerini duymayı da öğrenmiş insanlar. Continue reading “Kuyruklu Yıldız Masalı: Karanlıkta Görmek”

Reklamlar

İlahi bir aşk ver bana

İlahi bir aşk ver bana
Kandalığım bilmeyim
Kaybedeyüm ben beni
İsteyiben bulmayım

Al gider benden benliği
Doldur içime şenliği
Dirilikte öldür beni
Varıp orda ölmeyim

Sen sana ne sanırsan
Ayruga da onu san
Dört kitabın manası
Budur eğer var ise

Bülbül olup öteyim
Dost bağında yatayım
Gül oluben açayım
Ayruk dahi solmayım

Aşktır derdin dermanı
Aşk yoluna koydum canı
Karagözüm aydur bunu
Bir dem aşksız olmayım
Hacivatım aydur bunu
Bir dem aşksız olmayım

Sen sana ne sanırsan
Ayruga da onu san
Dört kitabın manası
Budur eğer var ise

Yunus EMRE

Kırmızı Ayakkabılar*

Bir zamanlar ayakkabıları olmayan öksüz bir çocuk varmış. Fakat çocuk, bulduğu bütün kumaş parçalarını biriktirmiş ve bir süre sonra kendisine bir çift kırmızı ayakkabı dikmiş.Görünüşleri kabaymış, ama onları seviyormuş. Günleri, hava iyice kararana kadar dikenli koruluklarda yiyecek toplamakla geçse de, ayakkabılar ona kendini zengin hissettiriyormuş.the_wild_within_edited-1.jpg Continue reading “Kırmızı Ayakkabılar*”

Cemre Masalı

hareketli-kis-resimleri2Bir varmış, bir yokmuş. Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde. Eski zamanların birinde küçücük şirin bir kasaba varmış. Bu küçücük kasabada çeşit çeşit insan yaşarmış. Ama yılların birinde kış öyle çetin, öyle soğuk ve öyle uzun geçmiş ki artık canlarına tak etmiş.

Momo, Mori ve Mimi kıştan, soğuktan erken kararan ve geç aydınlanan havadan iyice sıkılmışlar.  Sonunda baharı aramaya karar vermişler. “Baharı bulup getirmeliyiz” demişler. Ama Momo, Mori ve Mimi aramaya nereden başlanır, bu bahar neye benzer kimle konuşmalı bilememişler. Mori bahar yeşildir, çiçeklidir, rengarenktir demiş; Mimi sıcaktır, hiç  kışa benzemez demiş.  Momo aklı karışıktır demiş, kah açar kah yağar… Ama ne olursa olsun nereden bulunur bilememişler. Mori demiş bir bilene soralım. Continue reading “Cemre Masalı”

Nergis Masalı

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde çok eski zamanlarda karlar ve buzlar içinde çok çok soğuk bir ülke varmış.  Bu ülke öylesine soğukmuş ki insanların gülüşleri ve tebessümleri bile zamanla yok olmuş. Herkes alabildiğine ciddi ve kızgın bir yüz ifadesiyle yaşarmış bu ülkede. Yaşamının ilk yıllarında her şeye gülen insan yavruları da büyüdükçe gülmeyi unuturmuş. Her çocuk ciddi bir yetişkin olma hayaliyle büyür, büyüdükçe gülüşlerini bırakırmış.

Ancak gözden kaçmış kenar bir mahallede gülmeyi, gülümsemeyi unutmamış 12-13 yaşlarında bir çocuk yaşarmış. Bu çocuğun adı Momuk’muş. Momuk kendini bildi bileli yalnız yaşadığından ona ciddi olmayı öğreten de olmamış. Momuk doğanın içinde düşe kalka, kuşlarıyla, ağaçlarıyla sohbet ederek büyümüş. Momuk kuşun, bitkinin dilinden anlar, uzun soğuk gecelerde üşümesinler diye onları evine alır yemeğini onlarla paylaşırmış. Öyle pek bitkinin canlının yaşamadığı bu ülkede Momuk’un bir sürü hayvan dostu bir kaç da ağaç yoldaşı varmış. Continue reading “Nergis Masalı”

Tersine Bir Çocuk Edebiyatı Yazarı: Leo Lionni

Modern devletin ortaya çıkışı aynı zamanda devletlerin sınırları içindeki vatandaşlarını “terbiyesini” doğurdu.  Adabı muaşeret kurallarından, aynı dilin aynı lehçesini konuşmaya, aynı normlarla hareket etmeye kadar birçok kalıplaştırma ve tek tipleştirme modern devletin temel gayelerinden biri oldu.  Tüm iktidarlar için benzeyen bir kitleyi yönetmek her zaman için daha kolaydır. Vatandaşı terbiye etmek, eğitim sistemi gibi yaygın araçlara sahip olan devletler için pek de zor olmayan bir iştir.

Elbette masallar, hikayeler ve halk anlatıları bu tek tipleştirmeden fazlasıyla etkilendiler.  Orijinal halk anlatıları sistemin değer yargıları ve normlarıyla dolduruldu. Günün sonunda da çalışmazsan aç kalırsın, parayı vermezsen düdüğü çalamazsın, iyi bir çocuk olmazsan cadı seni yer diyen anlatılarla birçok kuşak yetişti. Continue reading “Tersine Bir Çocuk Edebiyatı Yazarı: Leo Lionni”

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: