Bir Orman Masalı; Büyümekten Korkan Nar

Postkarte-Etwas-von-den-wurzelkindern-Sibylle-von-Olfers-Marzbecherchen-gross_ml.jpg

Gök kubbe altında yaşanmamış olay, söylenmemiş söz yoktur derler.Tılsım ormanı da olmasaydı ormanın hikayesini anlatamazdık elbette.

Belki de bir milyon yıl öncesinde adı tılsım olan adı gibi tılsımlı bir orman varmış. Bu orman dünyadaki tüm ormanların anası ve kaynağıymış. Dünyaya tüm ağaçların tohumları bu ormandan yayılmış. Dünyada farklı iklimlerde farklı kıtalarda yetişen tüm ağaçların büyük büyük büyük anneleri bu ormanda yaşarmış. Baobab,  jakaranda, çam, çınar, kahve, kayın, zeytin, nar, söğüt aklınıza gelebilecek her ağaç… Ormanın ortasında ise yemyeşil bir gölet varmış. Göletin üstünde periler dans edermiş. Sadece periler mi, kuşlar, böcekler, sarmaşıklardan sarkan çiçekler, nilüferler hepsi ahenk içinde dans edermiş. Rüzgar ağaçların arasında, göletin üstünde dolanarak şarkılar söylermiş.

Çok yaşlı ağaçların yanında, hayata yeni başlayan fidanlar, hayat bulmayı bekleyen minik tohumlar varmış ormanın içinde. Ama tohumlar kök salmak için toprakta derinlere inmeye ihtiyaç duyarmış. Rüzgarın ve yağmurun yardımıyla zamanla toprakta kendine bir yer bulan tohumlar heyecanla kök salmayı beklermiş. Kimi tohumlar ise kabuklarından çıkıp yer yüzünde yükselmeye çekinirlermiş. Bu kimi heyecanlı, kimi utangaç tohumlar toprakla buluştuğunda onlara yoldaşlık etmek için bir peri dünyaya gelirmiş.

b442b3b6-f028-4aa1-b2de-da0218dc3d5c.jpgAa evet bu ormanda her ağacın ve bitkinin kendisiyle yaşıt bir perisi varmış. Birlikte büyürlermiş, karanlıktan korkan, büyümekten çekinen tohumlara cesaret verirmiş her ağacın perisi. Büyüdüklerinde güneşe selam vermeyi, çiçek açmayı, meyveye dönmeyi periler öğretirlermiş ağaçlara.

Günlerden bir gün kendisini çok beğenen nar ağacının tohumu toprakla buluşmuş. Nar ağacı çok güzel olduğuna inandığından bir benzerinin daha olmasını istemiyormuş, bunun olmasını da bir şekilde engellemiş o güne kadar.  Aslına bakarsanız nar ağacı haksız da sayılmazmış. Ormanda çiçeği alevden kırmızı, meyvesi baldan tatlı pek az ağaç varmış narın güzelliğine denk. Her mevsim bir dalı çiçek, bir dalı meyve tüm kuşlarn gözdesiymiş Nar. Ama olan olmuş ve küçük tohum toprakla buluşmuş.

İşte o gün minik peri Mori de dünyaya gelmiş. Biraz Mori’den bahsetmek gerekirse: açıkçası pek ufak tefekmiş. Kendisi gibi ağzı, burnu, elleri, ayakları her şeyi pek minik pek narinmiş. Bir tek gözleri ve ağzı minik haliyle pek uyumsuz pek büyükmüş.

Mori heyecanla beklemeye başlamış tohumunu. Geceleri ona ninniler söylemiş. Gündüzleri günaydın şarkıları. Bu sabah şarkılarından bir tanesi şöyleymiş galiba:

Sabah erken uyandım,
Ağzım tatsız, gözüm paslı.
Çıktım yola yağmur düşmüş,
Toprak kokmuş, her yer yazmış.
Gözüm açtı, yüzüm göğe kaçtı…

skj.jpg

Ama Nar pek çekingenmiş. Peri kah toprağın altına iniyor, kah yukarıdan tohumla sohbet ediyormuş, ona yer yüzündeki güzellikleri anlatıyormuş. Ama bir türlü tohuma cesaret veremiyormuş. Mori bazen göletten sular taşırmış, tohumu en iyi şekilde beslensin diye. Bazı geceler de küçük tohumuna masallar anlatırmış. Bu masallar dünyanın başka yerlerindeki başka ağaçlar ve tohumların maceralarıyla ilgiliymiş.

Orman ahalisi; ağaçlar, kuşlar, böcekler ve diğer periler Mori’ye üzülmeye başlamış. Kendine başka bir tohum bul, umudunu kes ondan demişler.  İnanmamış peri. Hiç de vazgeçmemiş. Bazı periler kendi tohumlarının ne kadarda hızlı büyüdüğünü anlatıyorlarmış. Mori onları duydukça daha da gayretleniyormuş. Her gün koca ağzıyla daha yüksek sesle yeni bir masal, yeni bir şarkı söyleyip, can sularıyla besliyormuş tohumunu.

Belki toprağa düşmesinin üstünden bin gün geçtikten sonra cesaretini toplamış tohum. Karar vermiş büyüyüp tohumlarıyla başka başka yerlerde de hayat bulmaya.  Yavaş yavaş boy vermiş. O yeşil ilk filizin topraktan baş gösterdiği gün Mori’nin keyfine diyecek yokmuş. Dünyada hiç görülmemiş komik bir dans tutturmuş, yorulup yığılana kadar. Sonra diğer yapraklar katılmış aralarına. Günlerdir toprağın altında beklemenin verdiği güçle Nar ağacı öyle hızlı boy vermiş ki görenler onun büyülü olduğunu düşünmüş. Bir kaç yıl sonra nar çiçek açıp meyve vermeye başlamış. Ağacın çiçeklerinin güzelliğini gören periler ve ağaçlar bunun sebebinin perinin ağaca verdiği sonsuz sevgi ve sabırdan kaynaklandığına inanmış.

Günler günleri, aylar ayları, yıllar yılları kovalarken nar köklenmiş, gövdelenmiş, koskocaman bir ağaç olmuş. Tam da hayalindeki gibi dünyanın her yanına taşınmış tohumları. Bu tohumlardan büyüyen ağaçlar bahçeleri, meyveleri sofraları güzelleştirmiştir.

Günün birinde büyülü bir sevgiyle büyümüş bir nar meyvesinin size de denk gelmesi dileğiyle…

Gökten üç nar düşmüş, biri bu masalı anlatana, biri dinleyene, biri de bahçesine nar ağacı dikene.

Yazan: Hatice Kapusuz

Reklamlar

2 thoughts on “Bir Orman Masalı; Büyümekten Korkan Nar

Add yours

  1. merhaba,
    nar masalınız çok güzel olmuş… bunun sesinizden anlatılmış ses kaydı da muhetemelen daha güzel olur.
    kelimelerinize sağlık…

    Boabap eğer B612 nolu gezegendeki, gezegeni kaplamaya çalışan ağaç ise bazı yerlerde Baobab diye geçmektedir. ben hiç görmedim bu ağacı… doğrusu hangisidir bilmiyorum…

    Gökten üç nar düştü… Düş kalmasın… 🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: