Çocuk Kitapları: Çocuk istismarı ile mücadelede çocuğun ihtiyacı mı yetişkinin kaygısı mı?

Eşitsiz toplumsal yapı, giderek artan güç yoğunlaşmaları, cezasızlık, kadın mücadelesine yönelik saldırılar, eşitsizliği pekiştiren politika ve söylemlerin yaygınlığı çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarının artmasına neden olan zemini daha da güçlendiriyor. Bunun sonucu artan cinsel istismar vakaları doğal olarak bu konuda çocukları “koruma” refleksini doğuruyor.  Çocuk kitapları, animasyonlar ve çocuklara yönelik bilgilendirici materyaller hazırlayarak çocukları bu konularda bilgilendirme – bilinçlendirme ve güçlendirme çabası da mücadelenin araçlarından biri.

Ancak hazırlanan her araç çocuğu güçlendirecek doğru bir içeriğe maalesef sahip değil. Bir kısmı yetişkin gözü ve yetişkinlerin çocuk algısıyla hazırlanmış yetersiz, hatta olumsuz sonuçları olabilecek materyaller. Cinsel istismar konusunda artan kaygı ve çocukları koruma refleksi, hazırlanan bu materyallerin seçimi konusunda yetişkinleri doğru olmayan bu tercihler yapmaya açık hale getiriyor.

Bu materyallere bakarken; çocuğu güçlendirecek doğru bir seçim yapabilmek için birkaç rehber soru belirlemek iyi olacaktır. Sorunu doğru tanımlamak, materyalin kimin ihtiyacına cevap verdiğini araştırmak, klişelerden, prototiplerden kaçınmak ve çocuğu korkutacak, kendine güvenini sarsacak içerikten uzak durmak bu rehber soruların başında geliyor. Okumaya devam et “Çocuk Kitapları: Çocuk istismarı ile mücadelede çocuğun ihtiyacı mı yetişkinin kaygısı mı?”

Reklamlar

2018’in Mutlaka Okunması Gereken Çocuk Kitapları

Bunlar da benim için 2018’i en iyi çocuk kitapları. Hepsinin basımı 2018 değil ama bizim karşılaşmamız bu yıl oldu. Eminim başkaları da vardır ve hepsi için daha uzun uzun yazmak isterdim ancak şimdilik küçük bir liste.

  • Nosotros – Paloma Valdivia – Notabene (+8 yaş ve belki de yetişkinler için)
  • Boşluk – Anna Llenas – Nesin Yayınevi (+5 yaş ve herkes)
  • Düşman – David Cali – Ginko (+8 yaş ve herkes)
  • Babam Yanımdayken – Soosh – KidzR (+ 4 yaş)
  • Floddertje – Annie M. G. Schmidt – Can Çocuk (+7 Yaş)
  • Canım Ağacım – Jacques Goldstyn – Can Çocuk (+7 Yaş)
  • İncelikli Şeyler – Germana Zullo – Desen Yayınları (+8 yaş ve belki de yetişkinler için)
  • Özgür – Emily Hughes – Taze Kitap (+4 Yaş)
  • Küçük Fare ile Kırmızı Duvar – Britta Teckentrup – Beta Kids (+7 Yaş)
  • Nohutçuk – David Cali – Mikado (+4 yaş)
  • Annem Uzayda – Ahmet Büke – Günışığı Kitaplığı (+7 Yaş)
  • Dalga – Suzy Lee – Meav (+4 yaş)
  • Gönül Kuşu – Michal Snunit – Mavi Bulut (herkes)
  • Korku – Francesca Sanna – Taze Kitap (+4 yaş)
  • Bedenim Bana Ait – Gergedan Yayınları (+5 Yaş)
  • Yazı Yazan İnekler – Doreen Cronin – Beyaz Balina Yayınları (+3 Yaş)

 

 

 

İnce şeyler

Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya

Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
Bakıp  kapatıyorlar
Geceye giriyor türküler ve ince şeyler

 

Kaba, öfkeli ve buyurgan bir iktidar, her şeyi yeniden biçimlendiriyor. İktidara en uzak ve en karşı olan bile benzeri bir form kazanıyor yavaş yavaş. Kalın çizgilerle konuşuyor,  buyurgan cümleler kuruyoruz. Biri yüksek sesle herkesi sahipleniyor. “Vatandaşım, askerim, sanatçım…” Diğerleri de hanelerinde sahipleniyor buyurgan bir dili ve boğucu, sevgisiz sahiplik ekini. Sevmek, dostluk, muhabbet hepsi kalın, kendinden emin, köşeli ve yüksek sesli. Okumaya devam et “İnce şeyler”

Barış diye bir çocuk hakkı!

Barış bir çocuk hakkıdır. Oysa bölgede ve dünyada süregiden savaşlar, Türkiye’de devam eden çatışmalar başta yaşam hakkı olmak üzere çocukların en temel haklarını ihlal ediyor. Çocuklar oyun oynarken patlayıcılarla karşılaşıyor; yaralanıyor, hayatlarını kaybediyorlar. Bazen anne kucağında bazen sokakta oynarken kurşunlara hedef oluyorlar. Çocuklar hiç bilmemeleri gereken bir durumun hedefi ve tanığı oluyorlar. Oyunla geçirmeleri gereken dönemlerinde bir çok travmatik iz ve yaraya sahip oluyorlar.

Çocukların karşılaşmaları çatışmalarla da sınırlı değil. Çatışma bölgelerin dışındaki çocuklar ise çatışmalara eşlik eden söylemler, haberlerin veriliş biçimi, propaganda olarak kullanılan görüntüler, yükselen militarist dil, şehitlik yüceltisi, idam tartışmaları ve artan nefret söylemine maruz kalıyorlar. Bunların hepsi de çocukların hiç maruz kalmaması gereken görüntüler ve söylemler.

Evde pek tabii bir şekilde haberleri seyrederken, orada bulunan çocuğun ve aslında hiç bir yetişkinin de maruz kalmaması gereken bir şiddet ve düşman dilini evimizde konuk ediyoruz. Evde bu engeli aştığınızda sokakta, sokağı geçtiğimizde okulda, aynı şiddet yüceltisi, feda kültürü ve düşman edebiyatı çocuğun karşısına çıkıyor. Tek yolun şiddet, tek adalet kaynağının kısasa kısas, herkesin kendi adaletini birilerinin hayat pahasına sağlayabileceğini söyleyen yeni bir kültür formu egemenliğini ilan ediyor. Okumaya devam et “Barış diye bir çocuk hakkı!”

Vatandaş “Terbiye” Aracı Olarak Çocuk Kitapları

Bu başlık altında ele alacağımız “vatandaşlık” modern devlete ilişkin bir kavram. Vatandaşın ne yaptığıyla ilgilenen onu terbiye etmeye çalışan devlet aklı modern ulus devletin bir unsuru. Modern devlet öncesi devlet biçimlerinin vatandaşları veya tebaasıyla kurduğu ilişkinin daha esnek bir bağ olduğu söylenebilir. Örneğin Osmanlı’ya baktığımızda derdi vergisini toplamak, askere almaktır. Onun dışındaki gündelik hayat müdahalesi daha kısıtlıdır. Bu kısıtın sebeplerinden biri de elbette müdahale araçlarının sınırlı olmasıdır. Oysa modern devlet tek tip bir vatandaş yaratmak ister ki iddiası budur (tek din, tek millet, tek kültür vb). Aynı zamanda bunu yapabilecek araçlara sahiptir. İddiası gereği birbirine benzeyen bir kitleyi yönetmek ulus devletin devamı için zorunludur. Bu sebeple eğitim, din, iletişim araçlarıyla kitleyi tek tipleştirmeye çalışır. Bu tek tipleştirme “Vatandaş Türkçe Konuş” söylemlerinden adabı muaşeret kurallarına kadar uzanır. Bu pedagojik yaklaşımın önemli araçlarından biri de çocuk kitaplarıdır. Okumaya devam et “Vatandaş “Terbiye” Aracı Olarak Çocuk Kitapları”

O Ağustos Günü

Çocuk öyküleri yazan ve çizen bir insanın başına gelen en iyi şey birlikte üreteceği çiftine kavuşmak olsa gerek. Yazmak ve çizmek bir nevi birbirinin mütemmim cüzü. Yazar Rindert Kromhout ve çizer Annemarie van Haeringen de o şansa erişip birbirlerini bulanlardan. Belki de onlar da Pietro ve Paolo gibiler. Görülmek ve duyulmak istenenin ötesini yahut da aynı hikayeyi farklı kelime ve çizimlerle yeniden anlatmak istiyorlar. İkilinin Türkçeye çevrilmiş okul öncesi yaşlara uygun üç çocuk kitabının ardından O Ağustos Günü de yayınlandı.

Kitabın başkahramanı 14 yaşındaki Enrico. Kitap Enrico’nun hayata, insanlara ve ilişkilere dair tanıklığını çizdiği resimler içinden aktarıyor. Enrico konuşmaktan çok dinleyen bir çocuk. Her zaman uçup her şeye tanık olmak, her şeyi görmek, gizleneni bulmak istermiş. Buna çözüm olarak resim yapmayı keşfetmiş. Resim yapmak Enrico’nun hayallerinin somut hali. O tanıklıklarını, gördüklerini ve duyduklarını resimlerine işliyor. Bu resimlerde ise küçük bir İtalyan kasabasında olan her şey; kırmızı sardunyalar, yaz güneşi, kadınlar, çocuklar, oyunlar, dualar, kıkırdamalar ve didişmeler var. Okumaya devam et “O Ağustos Günü”

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: