Senin Seçimin: Senin Masalın, Senin Hayalin, Senin Uzayın

Uzun zamandır Senin Seçimin serisi kadar heyecanlandığım bir kitap serisi olmamıştı. Heyecanımın nedeni, serinin çocukları eğitmek amacıyla hazırlanmış pek çok çocuk kitabından farklı olması. E. F. Darton, çocuk kitaplarını eğitim ile eğlence; kısıtlama ile özgürlük; tereddütlü ahlak dersleri ile spontan mutluluğun çarpıştığı bir savaş meydanı olarak tanımlıyor. Çocuk edebiyatını takip eden bir çocuk hakları aktivisti olarak oyum elbette çocuklara özgürlük, mutluluk ve eğlence sunan örneklerden yana. Seri, yetişkinlerin çocuklara vaaz verdiği içeriklerden ayrılıyor ve çocukların kendi hikâyelerinin kahramanı olmaları için fırsat sunuyor.

Serideki kitaplar, çocuklara adım adım kendi kahramanlarını, mekanlarını, yuvalarını, eylemlerini, destekçilerini/dostlarını, maceralarını, araçlarını vb. seçme fırsatı sunuyor. Her sayfa kendi içinde bir dünya; her seferinde farklı kombinasyonlarla sonsuz hikâye türetmek mümkün.

Serinin tasarımı sayesinde çocuklar bir hikâyenin ana bileşenlerini belirleyerek kitabın hem yazarı hem kahramanı hâline geliyorlar. Örneğin bir çocuk define avcısı olmayı; yakışıklı bir prensin bir kirpiyle kurduğu arkadaşlığı; balonla, büyülü dağa nasıl gittiklerini ve orada kötü kız kardeşlerle nasıl başa çıktıklarını anlatan bir hikâye yazabilir. Ya da öpülmek istemeyen bir kurbağanın, prenseslerden kaçarken çılgın bir nehirde karşılaştığı ejderhalarla mücadelesini anlatabilir.

Serinin tasarımı ayrıca Mooli Lahad ve Ofra Ayalon gibi drama terapistlerinin geliştirdiği 6 parçalı hikâye tekniğini ve Joseph Campbell’in Kahramanın Yolculuğu’nda gördüğümüz aşamaları da anımsatıyor. Bu yöntemde kişi sırayla şunları kurgular:

  • Baş kahraman (karakter),
  • Kahramanın yerine getireceği görev/amaç,
  • Kahramana destek olacak yardımcılar/nesneler/kaynaklar,
  • Kahramanın karşılaşacağı engeller,
  • Hikâyenin ana eylemi (dönüm noktası, baş etme biçimleri),
  • Sonuç ve çıkarım.

Yeni dünyalar keşfetmek, başka insanlarla tanışmak ve merakımızı doyurmak için okuruz. Bu, çocuklara büyüme yolculuklarına benzeyen serüvenleri edebiyat aracılığıyla deneyimleme fırsatı sunar (konfor alanından çıkma, engellerle yüzleşme vb.). Oysa çoğu çocuk kitabı çocukları mevcut dünyanın sınırları içinde tutacak; meraklarını ve okuma keyiflerini köreltecek biçimde tasarlanıyor. Çocukları edilgenleştirmek yerine yazarlık ve yaratıcılığı onlara devretmenin, çocukların özerk ve özne konumlarını güçlendirdiğini düşünüyorum. Bu yüzden çocukları aktif ve yaratıcı özne olarak güçlendiren örnekleri önemsiyorum. Bu tür kitaplar, zihni meşgul edip sınırlamak yerine ufuk açıcı bir işlev görüyor.


One comment

Renin Köse için bir cevap yazın Cevabı iptal et