Barışı çocuklara nasıl anlatacağız?

Cevaplanması zor bir soru. Sorunun cevabı barışın hangi anlamını, hangi çocuğa, ne amaçla anlatacağımıza göre şekillenebilir elbette.

Yabancı dillerde barış üzerine hazırlanmış kitaplara baktığınızda çocuğun kendisiyle, çevresiyle barış halinde olması ve uyum içinde olmasını tema edinen birçok yayın olduğunu görebiliyoruz. Peace is an Offering (Barış Paylaşmaktır) böyle bir kitap örneğin.

Ancak iş ‘savaşın yokluğu’ şeklinde tanımlayacağımız barışa gelince biraz çetrefilli hale geliyor. Zira çocuğun özne olduğu ve savaşı anlatan resimli kitaplar bazen “savaş pornografisi” sınırında gezebiliyor. Burada çocuğun kendini kahramanla özdeşleştireceğini düşünürsek bu, çocuk için uygun görünmüyor.

Ancak panzerlerin çocukları hayattan kopardığı bir ülke burası. Haber bültenlerinin şiddet dolu olduğu, şiddet ve nefret dilinin çocukları kuşattığı bir ülke. Çocukları kitaptaki şiddetten korusak bile televizyonda her gün maruz kaldıklarını ne yapacağız? Burada bir çelişki ortada duruyor.
Paris Katliamı’ndan sonra gazeteler, televizyonlar katliam görüntülerine maruz kalan çocuklar için barış dilini hakim kılmak, anma süreçlerine çocukları dahil etmek, genelleme yapmamak ve düşmanlaştırmadan kaçınmak ekseninde metinler yayımladılar. Türkiye’de de benzeri çalışmalar ve çabalar yok değil ancak maalesef bu çalışmalar ana akımlaşamıyor.

Okumaya devam et “Barışı çocuklara nasıl anlatacağız?”

Barış diye bir çocuk hakkı!

Barış bir çocuk hakkıdır. Oysa bölgede ve dünyada süregiden savaşlar, Türkiye’de devam eden çatışmalar başta yaşam hakkı olmak üzere çocukların en temel haklarını ihlal ediyor. Çocuklar oyun oynarken patlayıcılarla karşılaşıyor; yaralanıyor, hayatlarını kaybediyorlar. Bazen anne kucağında bazen sokakta oynarken kurşunlara hedef oluyorlar. Çocuklar hiç bilmemeleri gereken bir durumun hedefi ve tanığı oluyorlar. Oyunla geçirmeleri gereken dönemlerinde bir çok travmatik iz ve yaraya sahip oluyorlar.

Çocukların karşılaşmaları çatışmalarla da sınırlı değil. Çatışma bölgelerin dışındaki çocuklar ise çatışmalara eşlik eden söylemler, haberlerin veriliş biçimi, propaganda olarak kullanılan görüntüler, yükselen militarist dil, şehitlik yüceltisi, idam tartışmaları ve artan nefret söylemine maruz kalıyorlar. Bunların hepsi de çocukların hiç maruz kalmaması gereken görüntüler ve söylemler.

Evde pek tabii bir şekilde haberleri seyrederken, orada bulunan çocuğun ve aslında hiç bir yetişkinin de maruz kalmaması gereken bir şiddet ve düşman dilini evimizde konuk ediyoruz. Evde bu engeli aştığınızda sokakta, sokağı geçtiğimizde okulda, aynı şiddet yüceltisi, feda kültürü ve düşman edebiyatı çocuğun karşısına çıkıyor. Tek yolun şiddet, tek adalet kaynağının kısasa kısas, herkesin kendi adaletini birilerinin hayat pahasına sağlayabileceğini söyleyen yeni bir kültür formu egemenliğini ilan ediyor. Okumaya devam et “Barış diye bir çocuk hakkı!”

Acının ve umudun örgütlediği güç!

CRgeJyLW0AAOwmIYazmak hiç bu kadar zor olamamıştı. Tarih bizi kapanmayacak acılarla sınıyor. Tanıklığı tarif edecek kelimelerin dilden dökülmesi öylesine zor ki, ne desen hafif, ne söylesen yakıcı. Acı ise hiç küllenemiyor. Yas tutmaya vakit bulamadan yeni acılar ve ölümler ekleniyor üst üste. Vicdanla dalga geçen bir iktidar; yargısıyla, yürütmesiyle, memuruyla her gün daha fazla kanırtıyor yaralarımızı.

Tüm bunların içinde delilikle direnmek arasında bir sınırda yürüyoruz. Ne devlet var, ne de adalet. Yokluklar içinde yan yana durmaya çalışıyoruz. Bu sefer ellerimiz daha sıkı sıkıya bağlı birbirine. Ölürsek diğerini arkada bırakmayacak kadar, hayatta olduğumuz süre boyunca da kimsenin düşmesine izin vermeyecek kadar sıkı! İyiliği ve dayanışmayı örgütlemeye çalışıyoruz, kötülüğü ve karanlığı örgütleyen iktidara karşı. Okumaya devam et “Acının ve umudun örgütlediği güç!”

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: