Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler Üstüne: Asiliği Margaret Thatcher’dan mı Öğreneceğiz?

asi-kizlara-uykudan-once-hikayeler-fix

Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler kitabı son dönemin en gözde kitaplarından biri haline geldi. Kitabın hikayesi, kolektif bir emekle hayat ve vücut bulması oldukça dikkat çekiyor.

Kitabın hikayesini anlatan videoda küçük bir kız ve annesi kitaplığı gözden geçiriyor. Kitaplıkta yer alan erkek kahramanlı, kadın kahramanın olmadığı, kadınların konuşmadığı ve prenses kahramanlı kitapları çıkarıyorlar ve raflar neredeyse bomboş kalıyor. Bu görüntüler çocuk kitaplarındaki mevcut halimizin aynası. Zira bu gözle baktığınızda elinizde kalan kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Çünkü çocuk kitapları sektörü cinsiyetçi kalıpların ve rollerin yeniden üretilmesi bakımından oldukça iyi organize olmuş bir alan.

Sadece kitaplar değil bilgisayar oyunları, çizgi filmler, çocuk filmleri ve animasyonlar bu organizasyonun bileşenleri. Farklı bir perspektifle yazıp, çizen, üreten insanlar olmakla birlikte bu alana hakim havayı kırmak ve dönüştürmek için daha çok çaba gerekiyor. Bu bakımdan Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler kitabı fikir ve yarattığı etki bakımından oldukça başarılı ve gerçek bir ihtiyaca cevap veriyor. Bu yüzden kitap raflarda henüz yerini almadan peşine düştüm ve çıkar çıkmaz da edinip önce heyecanla sonra biraz kırgınlıkla iki kez okudum.

Kadınların hikayelerinin bu şekilde derlenmesi ve çocuk yazınına dahil edilmesi alana oldukça önemli bir katkı. Zira dünyanın her yerinde kadınlara ve kadın özgürlüğüne karşı bir savaş yürütülüyor. Kadınların yasal ve toplumsal kazanımlarına el uzatılıyor. Çocukların kadınlarla ilgili farklı hikayeler duyması, görünmeyeni görmeleri, farklı bir dünya hayali, güçlü kız çocukları ve eşitlikçi oğlan çocukların yetişmesi için iyi bir olanak.

Ancak erkek egemen bir sistemde toplumsal cinsiyet rollerinin dışına çıkmak ve bu rolleri yıkmak en temelde bir uyanık olma meselesidir. Sistem sözüyle, söylemiyle, reklamıyla, günlük sohbetiyle size bir çok kalıbı ve rolü benimsetir. Siz de uyanık olmaz ve kendinizi her daim yenilemezseniz bu kalıpları fark etmeden içselleştirirsiniz.

Bu bakımdan kitabın giriştiği işte yeterince uyanık olmadığını ve kritik hatalar yaptığını da tespit etmek gerekiyor. Kadınlar, yüzlerce ülkede onlara biçilen kaderin dışına çıkıyor ve yeni bir hayat mücadelesi veriyor. Kimi daha adil bir dünya için, kimi sadece kadın olarak var olmak için, kimi adalet için, kimi keşifler yapmak için. Hayatın her yerindeki onlarca kadın içinden 100 kadın belirlemek ve bir sayfada onları anlatmak hiç kolay bir iş değil elbette. Birilerinin dışarıda kalması kaçınılmaz. Ama bu durum seçimin daha titiz yapılmasını da gerekli kılar sanırım.

Bu yüzden yazarların bu kıymetli sayfaları Margaret Thatcher, Hilary Clinton ve Michelle Obama gibi figürlere ayırmayı tercih etmesi bu bakımdan eleştiriye açık. Özellikle Margaret Thatcher gibi “ahlaki normlar” çerçevesinde politikalar yürütmüş, sosyal hakları tırpanlamış muhafazakar sağın temsilcisi, eril siyasetin uygulayıcısı bir siyasetçinin kitapta asi figür olarak tanımlanması kabul edilmez. Zaten erkek egemen sistem tam da bunu söylemektedir bizlere: “Kurallara uyduğun sürece oyunda kalabilirsin”. Oysa asi olmak o kurallarla ilgili de bir derde sahip olmayı, onlara baş kaldırmayı gerektirir. Böylece dikkatli olunmadığında da metin eklektik hale geliyor ve siyasetçi ve üniformalı kadınların hikayelerinde eril sistemin kuralları ve normları satırlara sızıyor. Ülke işgalleri ve savaş başarıları duyuyoruz. Oysa başka kadınlar ve onların bambaşka hikayeleri var, işgale değil özsavunmaya, özgürlüğe dayanan. Elbette kitapta bu hikayeler de yok değil.

Öte yandan bir çok hikayede asi kahramanımızın “aşık olup, evlendiği” bilgisine de haiz oluyoruz.  Keşifler yapmış bir matematikçi de olsa, ilk bilgisayar programını yazmış da olsa kahramanın hayatına dair kuracağımız 10 – 15 cümlenin arasına sıkıştırılan bu bilginin varlığını sorgulamak gerekiyor. Tersine çevirelim! Hikayesi anlatılan bir erkek olsaydı ve onu keşiflerini, özgünlüğünün anlatmak için bir sayfalık alanımız olsaydı sizce bu bilgi araya sıkıştırır mıydık? Kitaba dair fikir verecek diğer bir örnek Virginia Woolf tanıtımından. Woolf’a ayrılan bir sayfa da Kendine Ait Bir Oda’yı değil tedavi edilememiş depresyonu dışında hiç bir bilgiye ulaşamıyorsunuz.

Özetle bir yandan arşiv niteliği taşıyan bu kitabı etrafımızdaki kız ve oğlan çocuklarıyla paylaşırken biraz dikkatli olmak ve bazı öyküleri atlamak iyi olabilir. Son olarak kitabın başka girişimlere de ilham vermesini dileyelim özellikle bu coğrafyanın asi kadınlarının da hikayelerini yazmanın ve çocuklarla paylaşmanın zamanı geldi.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: